Prag, ülkenin kuzeybatı kesiminde yer alıyor. Çekya 78,870 km2 ilen Prag 496 km2 yüzölçümü ve 1.3 milyon nüfusa sahiptir.
Prag, dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak kabul görür. Her kesimin beğendiği ve hayran kaldığı Prag için şu isimler de kullanılır:
-Altın Şehir,
-Masal Şehri,
-Şehirlerin Anası,
-Avrupa’nın Kalbi,
-Doksanların Sol Bankası.
Prag, Orta Avrupa’nın en popüler ve romantik tatil destinasyonlarından ve Avrupa’nın en çok turist çeken her dakika romantizmi yaşamak isteyenlere hitap eden şehirlerinden biridir.
Hem Rönesans hem Gotik hem de Barok mimari tarzında görkemli binaların birbiri ardına sıralandığı, etkileyici arnavut kaldırımlı sokakları, eski şehir meydanının ihtişamı ile dünyanın en turistik yerlerindendir. Başınızı nereye çevirirseniz birbirinden güzel, göz kamaştıran pek çok tarihi yapı ve mimari eserle dolu sokakları ile adeta açık hava müzesidir.
Prag gezinizi sonbaharda yaparsanız en doğru kararı vermiş olursunuz. Hangi mevsim gelirseniz gelin kendinizi Ortaçağ Avrupa’sınında hissedeceğiniz ve keyif alacağınız bir yerdir. Savaş görmeden günümüze gelen mistik yapıları, kuleleri, köprüleri, modern binaları, birası, yemekleri, kalesinden şehri izlerken büyülenmezseniz, Arnavut kaldırımlı taş sokaklarında dolaşabilir ya da Vltava Nehri’nde tur yaparken hayran kalabilirsiniz. Kaleden ya da kulelerden Vltava nehri üzerindeki başta Charles Köprüsü olmak üzere köprüleri ile şehrin biblo gibi oluşu sizi de etkileyecektir.
İçinden nehir geçen şehirleri her zaman daha gösterişli ve güzel bulurum. İlk aklıma gelenler şunlardır:
-İstanbul
-Amsterdam
-paris
-budapeşte
-kahire
-londra
-berlin
-graz
-roma
-floransa
-mostar.
Türkiye içinde de içinden nehir geçen şehirlerimiz şöyledir:
– Eskişehir
– Adana
– Edirne
– Amasra
– Dalyan
– Halfeti
– Avanos
Gelin içinden Vltava nehri geçen masal diyarı Prag’a dönelim. Vltava Nehri’nin kıyısına 9. yüzyılda Orta Bohemya Bölgesi’nde kurulur. Vltava nehrinin sol tarafı Mala strana bölgesi diye anılırken sağ tarafı Old town (Eski şehir) olarak zikredilir.
Sadece nehirler değil nehirler üzerindeki köprüler de şehirlere ayrı bir çekicilik katar. Prag diyince de Charles Köprüsü şehrin en önemli yeridir.
Londra’da 12, Paris’de 37 ve Moskova’da 452 köprü varken Prag’da 17 köprü Vltava nehri üzerinde 17 köprü bulunur.
Prag Tarihine Yolculuk:
Yapılan kazılara göre Paleolitik Çağ’da ilk yerleşimlerin başladığı görülür. Keltler, Prag’ın bulunduğu bölgeye Bohemya denir. MÖ. 1. yüzyıldan itibaren Alman kabileleri tarafından kademeli olarak bölgeden sürülen Keltler, bugün şehrin banliyölerinden olan Závist’e yerleşirler.
Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle Kavimler Göçü olur. Bu göçlerde kabileler daha batıya giderek burayı Slav kökenlilere bırakır. Slav topluluklar özellikle geri gelme ihtimaline karşı Keltler’e karşı 6. ila 8. yüzyıllarda çeşitli savunma yapılarını ve yerleşimler kurarlar. Biblo şehrin en görkemli yeri hiç şüphesiz kalesidir. Prag Kalesi 9. yüzyıl sonlarında yapılır.
Bohemya zamanla krallık haline gelirken şehir de gelişimini sürdürür. 14. yüzyılda IV. Charles’ın Kutsal Roma İmparatoru ve Bohemya Kralı unvanını almasıyla Prag İmparatorluk başkenti olmasıyla Roma ve İstanbul’dan sonra Avrupa’nın 3. büyük ve önemli şehri olur. Bu dönem hiç şüphesiz şehrin altın çağıdır.
IV. Charles’ın ölümüyle altın çağ biter. Bohemya’da savaşlarla dolu uzun bir dönem başlar. Ta ki 1526’da Habsburg Hanedanı’ndan I. Ferdinand’ın tahta çıkana kadar… I. Ferdinand döneminde bir nebze olsun azalan savaşlar 30 Yıl Savaşları ile yeniden başlar ve bölgedeki huzuru kaosa çevirir.
Devrim Hareketi’nin etkisiyle 1848’de tüm Avrupa’yı etkisi altına alan milliyetçi akımdan Prag’da nasibini alır.
I. Dünya Savaşı sonrasında yıkılan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yerine Çekoslovakya kurulur ve başkenti Prag olur.
Yeni ülke ile gelen başlangıç sanayii geliştirirken nüfusu da artırır.
II. Dünya Savaşı’nı Nazi işgali altında, Soğuk Savaş Dönemini Sovyet Rusya egemenliğinde geçirir. Ancak hiç bir şekilde yıkılmayan şehir, Nazi işgalinde bile şehirlerinin yakılıp yıkılmasını istemeyen halk tarafından Hitler’e teslim edilir. Geçmişinde savaş yenilgileri, istilalar, yangınlar, seller gibi pek çok felaketle karşı karşıya kalmış Prag, tüm bu olumsuzluklara rağmen ayakta kalmayı başararak geçmişin izlerini olduğu gibi günümüze getirebilmiştir.
1989’da meydana gelen Kadife Devrim ile Çekoslovakya parçalanır. Yene kurulan Çek Cumhuriyeti’nin başkenti yine Prag olur.
Başkentte 1 milyon 300 binin üzerinde yaşayan nüfusun büyük kısmı herhangi bir dine mensup değil. Dünyada özellikle son yıllarda insanların bir yaratıcıya inandığı ama bir dine bağlı olmadığı burada da dikkatleri çeker. Prag halkının yaklaşık dörtte biri Hıristiyan’dır.
Farklı uluslardan toplulukların yaşadığı Prag’da konuşulan dilde insanlar gibi şehre renk katarken resmi işlerde yerel dil Çekçe kullanılır.
Seyahat etmeden önce araştırırsanız kültür şehri Prag’da kiliselerde ücretsiz klasik müzik dinletilerini bulabilirsiniz.
Prag’ın yerleşim alanları sokak sokak olmak üzere 1’den 10’a kadar numaralandırılarak üç bölgeye ayrılır. Bunlar:
1. Praha 1,
2. Praha 2,
3. Praha 3-10 arasını kapsar.
Turistler 1 ve 2. Bölge içinde tarihi yerleri, müzelerin bulunduğu eski şehir, kale, Yahudi bölgesi, Küçül Şehir Yeni Şehir yer alırken Prag’ın 3 ile 10 arasında numaralanmış yerleşimler Vltava Nehri’nin doğu kıyısını gösterir.
Prag diyince hiç şüphesiz ilk aklımıza gelenlerin başında Franz Kafka gelir. Kafka’nın kalemine yansıyan şehrin mistik yapısını şehri gezerken daha iyi anlayabilirsiniz. Bu nedenle gelmeden hemen önce zamanınız olursa Kafka’nın …. Eserlerini okumanızı öneririm. Kafka Müzesi’ni de gezebilirsiniz. Müzeye giderken de Prag’ın en dar sokağı olan U Luzickeho’da yürüyebilirsiniz. Trafik ışığı ile geliş gidiş sağlanan sokağın sonunda bir restoran bulunur.
Prag’a giden turistlerin ilk yapmak istedikleri Old Town Square olarak bilinen Eski Şehir Meydanı’na gitmek olur. Bir yanda Astronomik Saat Kulesi, bir yanda sokak lezzetleri satan tezgahlar, ama gözünüzün görebildiği her yerde muhteşem mimarisi ile Prag burada sizi etkisi altına almayı başarır.
Görülecek Yerler:
Günün her anı canlı olan şehirde gezilecek çok sayıda etkileyici görülmesi gereken yer var. 14. yüzyılda Kutsal Roma İmparatoru IV. Charles tarafından yaptırılan Prag Kalesi (Hradcani), St Vitus Katedrali, Charles Köprüsü ve çok sayıda kilise ve saray kompleksi bugün UNESCO Dünya Mirası listesindedir.
Şehrin en önemli mimari ve kültürel mirasının yer aldığı Old Town (Eski Kent), Mala Strana (Azınlıklar Bölgesi) ve New Town (Yeni Kent) bölgeleri en turistik yerlerdir.
Sağlığınız iyiyse Prag’ı yürüyerek gezmenizi tavsiye ederim. Yürüyemeyenler için şehrin her tarafına ulaşım sunan tramvaylar ya da taksiler de mevcuttur.
Eski Şehir Meydanı: 17. yüzyılda Protestan liderlerin idamı, 1968’de Sovyet tanklarının saldırıları gibi birçok önemli tarihi olaya tanıklık etmiş bir meydandır. Şüphesiz her şehirde şehrin ruhunu, kültürünü ve mimarisini yansıtarak kalbinin attığı Eski Şehir Meydanı’dır. Şehre dair görülmesi gereken tarihi yerler ve eserler de Prag’da da olduğu gibi genellikle burada bulunur. Trafiğe kapalı eski şehirde ulaşım faytonlarla sağlanır.
Prag Eski Şehir Meydanı’nda bulunan, Astronomik Saat Kulesi, Eski Belediye Sarayı, Tyn Kilisesi, Aziz Niklaus Kilisesi, Kinsky Sarayı, Jan Hus Kilisesi şehirden söz ettiren simge yapılarındandır.
Astronomik Saat Kulesi
Şehrin en önemli simge yapılarından olan Kule, 1410 yılında aynı zamanda matematik profesörü olan bir saatçi tarafından yapılır. İlk yapıldığı günkü gibi 611 yıldır çalışmaya devam eder. dünyanın halen çalışan en eski üçüncü saatidir. 12 saat başı ile 12 burcu sembolize eder. Saatin üst tarafına 1865’te iki pencere ve içine 12 havariyi temsil eden figürler eklenir. Her saat başında bu pencereler açılarak havariler sırayla çalan çan ve öten horoz eşliğinde pencerelerin önünden geçer. Astronomik Saat Kulesi’nde her saat başı havarilerin camda yer değiştirdiği gösteri pazarlama harikası olan basit ama ilgi çeken şovu ile turistleri etrafında toplamayı başarır.
Prag Kalesi, 880 yılında Prag’a kuş bakışı bir tepede ahşap olarak yapılan kentin belgelenmiş en eski yerleşim yerinde yer alan dünyanın en büyük ve en görkemli kalesidir. Premysl hanedanın kalesi olarak bilinen Prag Kalesi, sonrasında Roma Germen İmparatorluğu’nun merkezi olarak da kullanılır. Günümüzde Cumhurbaşkanlığı Ofisi olarak kullanılır. 16. yüzyılda büyük bir restorasyondan geçer. Kale içerisinde birçok önemli gezi noktası yer almaktadır. Kaleye 16. yüzyılda I. Ferdinand’ın karısı Anne için yaptırdığı Yaz Bahçeleri, 921 yılında yapılan Aziz George Bazilikası ve içinde işkence odası da bulunan Beyaz Kule, kale içinde görülebilir. Prag Kalesi içerisinde yer alan Aziz Vitus Katedrali, şehrin en önemli dini yapılarındandır. 1344 yılında inşa edilen katedral, Prag kral ile kraliçenin taç giyme yeri ve ebedi istirahatgahıdır. Yapılan eklemelerle bir kraliyet sarayı, bir katedral, üç kilise, bir bazilika, bir manastır, iki savunma kulesi, kraliyet ahırları ve dar bir sokakla kompleks yapıya dönüşür. Yapıldığı günden bu yana kentin siluetinin önemli bir parçası olan kaleyi hakkıyla gezmek yarım gün ister. Şehrin en önemli gezi noktalarındandır.
Kale Bölgesinde görülecek yerler şunlardır:
1. Lobkowicz Sarayı ve Müzesi: Hapishane olarak kullanılan Daliborka Kulesi, günümüzde önemli ressamların eserlerine ev sahipliği yapar.
2. Prag Ulusal Galeri (Národní galerie v Praze): Avrupa’nın en önemli sanat koleksiyonlarından birine sahiptir. Monet ve Picasso gibi sanatçıların tablolarının yanı sıra Çek sanatçıların eserlerine de yer verilen koleksiyonda, fotoğraf, moda, heykel ve karışık sanat uygulamaları da sergilenir.
3. St. George Bazilikası 920’de inşa edilmiş ve halen resmi kurumların yer aldığı Eski Kraliyet Sarayı’nın bölümüdür.
Aziz Vitus Katedrali, Kale bölgesindeki Çekya’nın en büyük katedralidir. Devasa dini yapı, Neo-Gotik tarzın yanı sıra Rönesans ve Barok tarzına ait özellikleri de taşıyan mimariye sahiptir. Kral IV. Charles’ın din çevresinde de daha güçlü olma isteğiyle 1344’te yapımına başlanan katedralin inşası tam 585 yıl sonra tamamlanabilir. Prag’ın birçok noktasından görülen St. Vitus Katedrali’nin kulesinde muhteşem bir manzara vardır. Gülü seven dikenine katlanırmış. 96 metre uzunluğundaki kuleden şahane manzara için 279 basamak çıkmanız gerekir.
Kralların taç giyme merasimlerinin yapıldığı yer Prag tarihinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Mimarisinde dikkat çeken çirkin suratlı ejderha heykellerinin katedrali kötü ruhlardan koruduğuna inanılır. Bir rivayete göre heykeltıraşın çok çektiği kayınvalidesini betimlediği de söylentiler arasındadır.
Ünlü Çek ressam Alfons Mucha tarafından tamamlanan vitray süslemeli pencere görülmeye değer. Charles Köprüsü’nün en ünlü heykellerden birinde betimlenmiş Nepomuklu Aziz John’un mezarı da bu kilisededir.
Charles Köprüsü, 1357 yılında adına aldığı IV. Charles tarafından 520 metre uzunluğuyla Prag’ın en eski köprüsü olarak yaptırılır. Şehrin Vltava Nehri’ndeki 17 köprüsünden en ünlü olanıdır. Sadece yaya trafiğine açık olan köprünün her bir tarafı sokak satıcıları, dilenciler ve müzisyenlerle doludur.
1600 ile 1800’lü yıllar arasında Katoliklerin heykel merakı nedeniyle Köprünün her iki yakasında on beşer heykel ile donatılır. Bu heykellerin hepsi kopyasıdır ve orijinalleri Ulusal Galeri Lapidarium’da yer alır. Heykellerden St. John Nepomuk Heykeli en çok dikkat çekenidir. Efsaneye göre, kraliçeye yakın aziz Nepomuk, kralın kıskançlık hışmına uğrar ve bu köprüden aşağı atılır. 10 gün sonra nehrin suları çekildiğinde Aziz Nepomuk’un cesedinin hiç bozulmadan başının etrafında 5 yıldız ile yerde yatar vaziyette köprünün ayaklarının arasında ortaya çıkar. Halk bunu görünce Aziz Nepomuk’a haksızlık yapıldığına inanır ve azizi nehrin ve köprünün koruyucusu azizi ilan eder. Heykele elini sürüp dilek dileyen çok sayıda turist görürsünüz. Elin sürtünmesiyle heykelde bazı yerlerin parladığını da görebilirsiniz.
Köprüdeki başka bir heykel de o dönemde Osmanlı’ya karşı duyulan korkuyu gösterir. Heykelde, tespih çeken Osmanlı gardiyanı neşeli şekilde zindanın kapısında beklerken, yukarıdaki üç Aziz içerideki Hristiyan esirleri kurtarmaya çalışırken resmedilir.
Vltava Nehri üzerinde bulunan Charles Köprüsü, büyük sel felaketlerine maruz kalsa da ayakta kalmayı başarır.
Mala Strana, Barok mimari tarzının hakim olduğu ve Prag’ın en eski mahallelerindendir. Tam olarak, Prag Kalesi ile Charles Köprüsü arasında kalan tarihi bölgedir. Sokaklarında kaybolarak karış karış gezilip, orada bulunan pek çok saray, kilise, meydan, park ve bahçeler görülebilir.
Bu bölge Orta Çağ’dan beri hep önemli olmuştur. Önceleri Almanlar sonraları İtalyan burjuva sınıfı ve son olarak da Bohem Çekler’e ev sahipliği yaptı. Bir çok tur programında yer almayan bu harika bölgeyi mutlaka gezmelisiniz.
Nicholas Kilisesi, 18. yüzyılda Cizvitler tarafından inşa edilmiş yüksek Barok mimarisi ve çarpıcı yeşil kubbesiyle yine kilisenin yan tarafındaki çan kulesi ile Prag’ın en yeni kiliselerinden biri olmasına rağmen resimlere konu olacak kadar güzeldir.
Aziz Nikola Kilisesi, sahip olduğu duvar resimleri, heykelleri, 19. yüzyıl avizesi, Çek ressam Karel Skreta tarafından Barok tarzı süslenmiş kubbesi ile görülmeyi hak eder. Kilise’nin tepesinden, kilisenin büyük kubbesi ve eski şehrin manzarası şahanedir. Çan Kulesi’ne de çıkabilirsiniz. Stare Mesto Meydanı’ndaki St. Nicolas Kilisesi ile lütfen karıştırmayın.
Katolikler için bir hac yeri olan Church of Our Lady Victorious kilisesi de görüşmelidir.
Mala Strana’nın en ünlü yeri 1980’de öldürülen Beatles’ın efsanevi solisti John Lennon’ın anısını yaşatan, üzerinde şarkı sözlerinin ve çeşitli grafitilerin yer aldığı John Lennon Duvarı’dır.
Yahudi Mahallesi, Josefov adıyla da bilinen 11. yüzyıldan beri Praglı Yahudi vatandaşların yaşadığı tarihi bir bölgedir. Charles Köprüsü’nden kısa bir yürüyüş mesafesinde 6 adet sinagog, Golem Hikâyesi, Josefov tarihini gösteren müzeler, gizemli mezarlığı ile ünlüdür.
Avrupa’nın hala kullanılan en eski sinagogu olan Staronová synagoga (Eski-Yeni Sinagog), 1270 yılında tamamlanmış ve Prag’ın ilk Gotik tarzdaki binasıdır. Daha eski bir sinagogdan ayırt etmek için Yeni dense de 751 yaşındadır. Tıpkı bizim Eminönü’ndeki Mısır Çarşısı’nın yanındaki Yeni Camii gibi..
Sinagogun, Kudüs’teki kutsal tapınaktan melekler tarafından getirilen taşlarla inşa edildiğine inanılır. Sadece 1942-1945 yılları arasında Nazi istilasında ibadete kapatılmış halen dini vazifesini sürdürmeye devam eder.
Kafka Müzesi, edebiyat tarihinin önemli yazarlarından Yahudi bir Çek olan Kafka, Alman diline olan hayranlığından eserlerini Almanca yazar. Çekler tarafından ana dilinde yazmaması sitemle karşılansa da gurur duyarlar.
Kafka’nın düşüncelerinin içine girmiş gibi hissettiğiniz Kafka Müzesi’nde Kafka’nın yaşamı ve yapıtlarına dair pek çok obje ve belgeyle tanışırsınız.
Müze öyle merak uyandırıcı hazırlanmış ki, gezinizin sonunda Kafka gibi düşünmeye başladığınızı fark edebilirsiniz. Okumadığınız Kafka kitabı varsa, biran önce okumak istiyorsunuz.
Müzenin alt katında Cafe Kafka’nın bulunduğu tarihi binanın köşesinde yazarın kabartma bir resmi vardır.
Powder Tower, Stare Mesto’ya doğru Charles Köprüsü’nü geçip Karlova Sokağı’nı takip ettiğinizde, Çek dilinde Staroměstské náměstí, İngilizce Old Town Square diye bilinen tarihi meydan karşınıza çıkar. Başka bir tarifle Wenceslas Meydanı ve Charles Köprüsü arasındadır.
Prag’ın eski şehir merkezinde yer alan 13 şehir kapısından biri olan Barut Kulesi (Powder Tower) mimarisi Charles Köprüsünde yer alan Old Town Bridge Kulesi’nden esinlenilmiş. Prag silüetinin en belirginlerinden olan kule, savunma kulesi gibi görünse de şehir için estetik bir giriş kapısıdır.
Barok, Rococo, Gotik ve Rönesans gibi tüm mimari tarzlarda görebileceğiniz çok sayıda görkemli ve etkileyici binanın bulunduğu meydan 1992’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır. Avrupa’da ki en güzel meydanlardan birisidir.
Akşamları sokak müzisyenleri, göstericiler ve onları izlemek için toplanan turistler ile meydan dolar.
Prag Eski Belediye Sarayı (Prag Town Hall) şehirdeki en iyi yeni sanat akımı örneklerindendir.
Týn Kilisesi, Gotik kilisenin 80 metrelik kuleleri şehrin her bir yerinden görülebilir. 11. yüzyılda şehre gelen tüccarlar için Meryem Ana’ya ithafen yapılır ancak, yapımı uzun yıllar sürer. Her dönemi etkileyen mimari akımların Gotik, Barok ve Rönesans etkilerini bir arada görebilirsiniz. Kilisenin kulelerinden biri diğerlerinden daha büyüktür. Büyük olan Hz. Adem’i diğeri ise Hz. Havva’yı temsil eder. Gece muhteşem aydınlatmayla masal şatosunu aratmaz. Hayta dünyaca ünlü Disney’in logosunda yer alan şatonun, Týn Kilisesinin kulelerinden etkilenerek yapıldığı söylenir.
Týn Kilisesi’ne giriş ücretsizdir; ancak, ziyaretçilerin bağış yapması beklenir.
Petrin Tepesi, Prag‘da deniz seviyesinden 300 m. yüksekliğinde bir tepedir. 15. yüzyılda ünlü üzüm bağları olan bu tepe, 1825 yılında halka açık bir alana dönüştürülür. Petrin Tepesi’nde bulunan Petrin Gözlem Kulesi (Petřínská rozhledna), 63 metre yüksekliğindeki, Prag’ın şahane panoramik manzarasını sunar. 1891 yılında yıldönümü sergisi için Eyfel Kulesi örnek alınarak Petrin Parkı’nda yapılır. Petrin Tepesi’nde yer aldığı tepenin adını alır. Eyfel Kulesi’nin 5’te biri boyutlarında küçük bir kopyası olsa da tepe üzerindeki konumundan dolayı daha yüksek görünür. 1891’de yıldönümü sergisi için Eyfel Kulesi örnek alınarak kullanılan raylardan Petrin Parkı’nda inşa edilir. 1930’larda Petrin Tepesi’ne taşınmasıyla şehrin en önemli turistik merkezlerinden biri haline gelir. Kulenin tepesine 299 basamaklı merdiven ya da füniküler tren ile çıkabilirsiniz. Kulede asansör ve kafe bulunur.
Wenceslas Meydanı( Vaclav Meydanı), Prag’ın iki ana meydanından biri olan ve adını Bohemya Dükü I. Vaclav’dan alan Wenceslas Meydanı (Václavské náměstí), alışveriş tutkunları için idealdir. Kral IV. Charles tarafından 1348’de at pazarı olarak yaptırılır. Meydandan çok mağazalar, bar, gece kulübü, restoran, otel ve bankaların bulunduğu bir bulvarı andırır. 1969 yılında öğrenci Jan Palach’in kendini burada yakması ve 1989 yılında polis şiddetine tepki olarak çıkan olayların Kadife Devrim ve komünizmin yıkılmasına neden olması gibi Çek tarihinde birçok önemli olaya şahitlik etmiş bir meydandır. 1912 yılında Josef Myslbek tarafından yapılan bronz Aziz Vaclavlı at heykeli oldukça görkemlidir. Heykelin kaidesinde Çek azizlerini tasvir eden küçük heykelcikler vardır. Şehrin eğlence, ticaret ve finans merkezi konumundadır. Özellikle otel tercihinizi meydan civarında yaparsanız bir çok yere kolay ulaşırsınız.
Prag Ulusal Müzesi (Národní Muzeum), Çek Cumhuriyeti’nin en eski müzesi, ve entomoloji alanında 5 milyondan fazla örnek bulunan müze Vaclav Meydanı’nda 1800’lerin başında kurulur ve 1891 yılında şu anki yerine taşınır. Önemli koleksiyonların tanı sıra mineraloji, hayvanbilim, antropoloji, arkeoloji, sanat ve müziğe dair çok sayıda obje ile sergi odaları bulunur. Ayrıca Çek bilim insanları, yazar ve sanatçıların büst ve heykelleri vardır. Ulusal Müze, Prag’da ulusal kimliğin sembolü olarak da kabul edilir.
Ulusal Teknik Müze (Národní Technické Museum)Arkeoloji sergisi 1. ve 2. yüzyıl Roma eserleri, sayısız Bronz ve Erken Demir Çağı bulguları ile yıllar boyunca insanoğlu tarafından yapılmış uçaktan arabaya kadar pek çok makineyi barındıran müzedir.
Dans Eden Ev
Bir yanı tarihin derinliklerine dokunan Prag’ın diğer yanı ise modern mimari tasarımlarla doludur. Vlado Miluni tarafından 1992’de tasarlanan Dans Eden Ev (Dancing House) olarak bilinen yapı da çağdaş mimari örneklerinden biridir. Bir kadın ve erkeğin dans etmesine benzetilir. Postmodern mimari akımlarından dekonstrüktivist yapısıyla 1996’da kullanıma açılır. Bir şirket binası olduğu için önünde en çok fotoğraf çektirilen yapılardan da olsa halka kapalıdır. Ancak, yine de binayı merak edenler için iyi haber: Binanın en üst katı restorandır.
Efsanevi dansçılar Fred Astarie ve Ginger Rogers’ın anısına ‘Fred and Ginger’ olarak anılsa da Sarhoş Ev (Drunk House) de denir.
Binayla fotoğraf çekilmeniz i nstagram dünyasında boynunuzun borcu..
Vyšehrad Kalesi
Peri masallarından fırlamış gibi görünen Vyšehrad Kalesi, Vltava Nehrinin üzerinden Prag’a bakıyor. Varlığı 10. yüzyıldan itibaren bilinen mekân, birçok efsane ve hikâyede de yer alıyor.
Söylenceye göre, 2. Vratislav’ın kraliyet ikametgâhı olan Vyšehrad, kralların taç giymek üzere götürdükleri orijinal Kraliyet Güzergâhının bir parçası oldu ve burada öncülerine hürmet etmek için tüm heybetiyle yer aldı. Artık büyük ölçüde kalıntı olmasına rağmen kale, şehrin muhteşem manzarası eşliğinde yürüyüş veya piknik için harika bir yer.
Olšany Mezarlığı, 1680’de kurulur ve yüzyıllar boyunca şehrin ana mezarlığı olarak hizmet verir. Yahudi ve Hıristiyan bölümleri vardır. Yahudi Mezarlığı’nda Franz Kafka’nın ve Hıristiyan Mezarlığı’nda 1968’de Sovyet istilasına karşı protesto gösterisinde kendisini ateşe veren Çek Jan Palach’ın mezarının bulunur.
Prag Hayvanat Bahçesi, 1931’de açılır ve dünyanın en iyi 10 hayvanat bahçesi arasında adı geçer. 57 hektarlık arazi üzerinde kurulu bahçede nesli tükenmekte olan 700 farklı türde toplam 4 bin 800 civarında hayvana ev sahipliği yapar. Tehlike altındaki yerel Przewalski atlarını da burada koruma altındadır. Nemli tropik bahçesi ve telesiyej turu ile büyük zürafalar, semender gibi birçok hayvanı görmek özellikle çocuklu aileler için eğlencelidir.
Letna Parkı: Vitava Nehrinin kuzeyinde yer alan park, Prag’ın turistik yerlerini ziyaret etmekten yorulduğunuzda ya da turist kalabalığından kaçmak istediğinizde manzaranın keyfini çıkarıp dinlenerek şehre ve köprülere tepeden bakan manzarasıyla şehrin en güzel yerlerindendir.
Prag’da görülecek başka yerler:
– İkinci Dünya Savaşı’ndaki Nazi getto-toplama kampı olan Terezin Kampı,
-dünyanın en uzun tüneli olarak da bilinen gidildikçe bitmeyen yürüyüş yolları,
-anıt mezar,
-krematoryum,
-Karlovy Vary ve
-UNESCO Dünya Miras Listesine giren Cesky Krumlov Prag’a yaklaşık 1 saat uzaklıkta Orta Çağ kasabası,
-Kutna Hora
Çekler, dünya çapında en fazla bira tüketen ülkedir.
Su yerine bira içiyorlar tabiri inanın abartılı olmaz. Ünlü biraları Pilsner Urquell, Kozel, Cerna Hora’dır. Biranın müzesi olur mu demeyin. Burada var. Bira kültürünü merak edenler Bira Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.
Bira dışında ülkenin diğer yerel içkileri olan Absinth ve Becherovka’dır. Absinth genelde şekerin yakılıp shot bardağında karıştırılarak içilen dünyanın %80 civarında alkol oranıyla en yüksek alkol değerine sahip içkilerinden biridir. Becherovka ise tonik su ile soğuk olarak servis edilen alkol oranı %40 gibi yüksek bir orana sahip zencefil ve tarçın kullanarak yapılan sert bir likör olmasından dolayı bağımlılık yapabilir.
Nerede Kalınır?
Prag’da konaklama olarak Mala Strana ve Eski Şehir bölgeleri tercih edilebilir.Bu bölgelerden şehrin önemli gezilecek ve görülecek yerlerine yürüyerek ulaşmanız kolay. Otellerin gecelik fiyatları 60-150€ arasında dolaşıyor. Malá Strana’daki Appia Hotel veya Old Town’daki Design Hotel Jewel Prague tercih edilebilir. Hostel için önereceğim yerler ise Czech Inn Hostel ile Hostel Orange gayet güzel.
Türk Hava Yolları ve Pegasus Havayolları ile haftanın yedi günü, yaklaşık üç saatlik direkt uçuş seferleriyle Prag Václav Havel Havalimanı‘na ulaşım mümkün. Şehir merkezine on dokuz kilometre mesafede yer alan havalimanından merkeze, taksi veya otobüsle gidilebilir.
Avrupa’daki en fazla iç kaleye sahip 3 şehirden birisidir.
Prag’a Nasıl Gidilir?
Prag’a ulaşım ağırlıklı olarak hava, demir ve kara yolu ile sağlanır. Günümüzde havayolu ile ulaşım tercih edilir.
Prag Václav Havel Havalimanı’na gün içerisinde ülkemizden ve Avrupa’nın değişik noktalarından pek çok sefer düzenlenir.
Türkiye’den Çekya’nın başkentine seyahat etmek isteyenler için Türk Hava Yolları’nın ve Pegasus’un İstanbul çıkışlı 2 saat 30 dakika uçuş süresi olan direkt seferleri vardır.
Prag’a Ne Zaman Gidilir?
Orta Bohemya’da yer alan kentte yıl boyunca karasal iklimin etkileri görülüyor. Kış aylarında hava sıcaklığı 0°C civarında seyrederken kar yağışı sık görülüyor.
Bu dönemde üzerini kaplayan beyaz örtü sayesinde Prag çiftlere aradıkları romantik atmosferi sağlıyor. Sakinliğin ön planda olduğu kış mevsiminde kente seyahat ederseniz Ocak ayında düzenlenen Prag Kış Festivali’ne ve Avrupa Film Günleri’ne katılma fırsatı yakalayabilirsiniz.
Doğanın canlanmaya başladığı Mart ayının başında kültürel etkinliklerin ağırlıkta olduğu Bohemya Karnavalı, devamında ise Paskalya Bayramı kutlamaları kente olan ilgiyi artırıyor. Yazın etkisini hissettirmeye başladığı Mayıs’ta ise kent 120 farklı çeşidin denenebildiği, 17 gün süren Çek Bira Festivali’ne ev sahipliği yapıyor.
Tatiliniz sırasında Prag’ın ünü tüm dünyaya yayılmış gece hayatını tanımak ve popüler turistik mekânlarını rahatça gezmek isterseniz, pek çok gezgin gibi siz de yaz mevsimini tercih edebilirsiniz.
Sıcaklık ortalamasının 24°C’ye çıktığı kentte bu aylarda düzenlenen kültürel organizasyonlar müzik -özellikle de caz- temalı oluyor.
Hangi Mevsimde Prag Gezisi Yapmalı?
Sonbaharın sarı, turuncu, yeşil karışımlarının oluşturduğu renk paleti Prag’a öyle çok yakışır ki, kendinizi bir tablonun içinde hissedersiniz. Size tavsiyem sonbahar olur. Kışın -18 dereceleri gören Prag’da gezmek zordur ancak bu romantik şehir özellikle şubat ayında sevgililer günü için de tercih edilir.
Prag Gezilecek Yerler
Prag’da Ne Yapılır?
Farklı kültürlerle etkileşime girdiği hareketli tarihi sayesinde Prag, günümüzde konuklarına keyifli vakit geçirebilecekleri çok sayıda fırsat sunuyor. Müzikten mimariye, gastronomiden el sanatlarına kadar çeşitli konularda en iyi örnekleri barındıran kentte bu fırsatların tadını çıkarmaya şu sırayla başlayabilirsiniz:
* Kentin tarihine ışık tutan yapıları gezin.
* Gotik mimarinin eşsiz örneklerinden sayılan katedral ve kiliseleri ziyaret edin.
* Sanatın ve tarihin buluşma noktası olan müzelerdeki değerli koleksiyonları inceleyin.
* Petrin Tepesi’nde bir banka oturup enfes manzaranın tadını çıkartın.
* David Cerny’nin kente özgünlük katan heykellerine yakından bakın.
* Bebek İsa’yı ve Dans Eden Evi Görün.
* Eski Kent’in sokaklarını gezip bol bol fotoğraf çekin.
* Sigmund Freud Heykeli’ni bulmaya çalışın.
* Hareketli gece hayatının tadını çıkarmak için Zivkov’a gidin.
* Geleneksel kukla gösterilerini izleyin.
* Kentten ayrılmadan mutlaka birkaç bira çeşidinin tadına bakın.
* Ünlü yazar Kafka’nın da bir zamanlar çalıştığı Altın Sokak (Golden Lane), nefis bir Orta Çağ sokağı. Mutlaka yürüyün.
* Prag Kalesinin giriş kapısında her saat başı yapılan nöbet değişim törenini kaçırmayın.
* Prag Kalesi’ne gitmenin en kolay yolu 22 numaralı tramvaya binerek Prazsky hrad durağında inmektir.
* Prag gezilecek yerler rotası için de en uygun başlangıç noktası kaledir.
* Belediye binası, pazartesi günleri 11.00-22.00, diğer günlerde ise 09.00-22.00 saatleri arasında ücretli ziyaret edilebilir.
Prag çok turistik ve popüler bir kent. Şehirde yapılacak aktivitelerin biletleri bazen günler öncesinden tükenebiliyor. Bu nedenle önemli yerlerin giriş biletlerini geziniz öncesinde internetten almanızı, ilgili turlara kayıt olmanızı tavsiye ederim.
Prag’ın bir alışveriş cenneti haline gelmesinde yerel halkının el sanatları konusundaki yatkınlığının ve özgün tasarımlar üretmedeki başarısının payı bir hayli fazla.
Üstelik alışveriş mekanlarında; ahşap oyuncaklardan posterlere, kristallerden porselenlere kadar ustalıkla yaratılmış ürünler kadar ağız sulandıran lezzetleri de bulabilmek mümkün.
Para Birimi: Ticari işlemlerde yerel para birimi Çek Kronunası (Koruna) kullanılıyor. Çek Kronu’nun uluslararası kısaltması “CZK”.
Ülke içerisinde kısaca “Kč” olarak ifade ediliyor. Kentte bir şeyler yemek veya alışveriş yapmak için yanınızda yerel para birimi bulundurmanız veya kredi kartı kullanmanız gerekmez. Dolar, Euro hatta İngiliz Sterlin’i her yerde kabul ediliyor. Prag’da her yerde döviz bürosu bulunur. Ancak yüksek komisyon alıyorlar. Bu yüzden döviz, kredi kartı kullanabilir ya da nakde ihtiyaç duyarsanız ATM’lerden kredi kartınızla düşük komisyon oranlarıyla para çekebilirsiniz. Türkiye’deyken kartınızı yurt dışı işlemlere açtırmanızı hatırlatmış olayım.
KDV Muafiyeti (TaxFree) : Avrupa Birliği vatandaşı olmayan gezginler, “Tax Free” logosu taşıyan yerlerden tek seferde 2.000 CZK ve üstü alışverişlerinde vergi oranını iade alabiliyor.
Vergi iadesinden yararlanmak isteyenlere alışveriş tarihinden itibaren 30 gün süre tanınıyor ve alışverişte faturanın yanı sıra bir başvuru formu düzenleniyor. Türkiye’ye uçmadan önce havalimanındaki tax free bölüme başvuru yaparsanız alışveriş tutarınızın %14’ü oranında para iadesi alabilirsiniz.
Prag’da telekomünikasyon ve gıda kategorisine %5, diğer kategorilerdeki ürünlere ise %19 oranında vergi eklenir.
Çalışma Saatleri: Hafta içi 08.00-18.00 saatleri arasında açık mağazalar hafta sonu genelde 13.00’e kadar çalışıyor. kapalı oluyor.
Pazarlık: Prag’da fiyatlar üzerine pazarlığı sadece küçük çaplı yerel işletmelerde ve pazarlarda yapabilirsiniz. Zincir mağazalarda ve alışveriş merkezlerinde ise yılda iki defa indirim dönemleri oluyor.
Bu dönemlerden ilki şubat ayında başlayıp nisan ayına kadar devam ederken ikincisi ağustos ayından ekim ayına kadar sürüyor. Bu dönemlerde ağırlık hazır giyim ve ayakkabı kategorilerine verilse de çoğu zaman diğer ürün grupları da kapsam dâhiline alınıyor.
Prag Alışveriş Caddeleri: Birbiri ardına açılan AVM’ler yerel halkın ve gezginlerin yeni gözdeleri konumuna gelmelerine rağmen kentte halen daha uygun fiyatlı alışveriş yapılabilecek caddelere rastlamak mümkün.
Bu caddelerin başında birçok gezginin Prag gezilecek yerler listelerinin ilk sırasına koydukları Old Town Meydanı’na açılan Celetna ve Na Prikope geliyor.
Her iki cadde de zengin ürün çeşitliliği sayesinde yoğun ilgi çekiyor. Vodickova ve Stepanska caddeleri arasındaki bağlantı noktası konumundaki Lucerna Pasajı’nda; müzik enstrümanları, seramik ve çanta, cüzdan gibi objeleri satan dükkânlar yer alıyor. Koruna Pasajı’na ise hazır giyim ve aksesuar alışverişi için zaman ayırabilirsiniz.
Prag Alışveriş Merkezleri ve Marketler: Prag’daki alışveriş merkezleri her yaş grubuna hitap eden içerikleri kadar mimari özellikleriyle de dikkat çekiyor. 2005 yılında faaliyete geçen Centrum Chodov bu mekânlar arasında kapladığı alan bakımından en büyüğü.
200’ün üzerinde mağazayı barındıran 4 katlı AVM’de; Esprit, H&M, Swarovski, Tommy Hilfiger, MAC, Sephora, Marks & Spencer gibi dünya çapında üne sahip markalar bulunuyor.
Benzer tarzdaki içerik için Myslbek Shopping Gallery, Arcady Pankrac ve Slovanski Dum’ı gezi listenize ekleyebilirsiniz. Palladium ise zengin alışveriş olanaklarını dünyanın çeşitli bölgelerine özgü mutfak kültürlerinden örnekler sunan yeme-içme alanlarıyla birleştiriyor.
Prag’da yerel markalara ait büyük mağazalar da bir hayli ilgi topluyor. My Narodni ve Bila Labut, bu tarz mekânlar arasından öne çıkanlar.
Prag Sokak Pazarları: Kentte en taze çiftlik ürünlerinden özgün tasarımlı ikinci el objelere kadar pek çok ürünü bulabileceğiniz yerlerse pazarlar. Prag Pazarı, kentin en büyük AVM’si ile boy ölçüşebilecek yapısıyla ün kazanmış.
Tarihi 13. yüzyılın başına kadar uzanan Havel Pazarı, kendine özgü atmosferleri ile kentteki günlük yaşam hakkında ziyaretçilerine değerli bilgiler sunan bir diğer mekân.
Komünist Dönem’den kalma eşyalar bulunabilen ender yerlerden biri olması Kolbenova Flea Market’ı koleksiyonerlerin gözünde değerli kılıyor.
Detaylar için “Prag’da Nerede Alışveriş Yapılır?” başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
Prag’dan Ne Alınır?
Yeni adıyla Çekya’nın başkenti Prag yeme içme kültürü açısından çok sorun yaşanacak bir şehir sayılmaz. Ülkenin mutfağının zengin olması yanında Türk, İtalyan, Hint, Çin restoranları da son derece yaygın dolayısıyla her türlü damak tadına uygun seçenekler mevcut.
Ancak Çek mutfağı özelinde Prag yemeklerinden kısaca bahsedersek bol kalorili, yağlı, fazlaca et ve patates kullanılan bir mutfakları olduğunu söyleyebilirim. Tabii bunda Çek mutfağının Almanya, Avusturya ve Macaristan’dan fazlaca etkilenmesinin de önemli rolü var.
Prag, daha doğrusu Çek mutfağının komşu ülkelerden etkilendiğini belirtmiştim. Yerel lezzetler açısından bakarsak mutfaklarında son derece zengin bir çorba çeşidi var ve öğle ile akşam yemeklerinde de çorba sıkça tüketiliyor. Hatta öyle çorbaları var ve bunlar o kadar doyurucu ki tek başına çorba bile bir öğün doymak için yeterli olabilir.
Bunun dışında Prag yeme içme kültüründe domuz, dana ve tavuk eti son derece geniş yer kaplıyor, buna bir de sebzelerden patatesi ekleyin.
Yemeklerse genelde bir et yemeği yanında haşlanmış, kızarmış veya fırınlanmış patates içeriyor. Balık ise birkaç yerel tatlı su balığı dışında Prag mutfağında çok yer bulmayan bir seçenek. Hatta daha çok lüks restoranlarda deniz ürünleri bulabileceğinizi belirtmem lazım.
Aslında Prag’da kahvaltı kültürü bize benziyor biraz, çünkü tuzlu ağırlıklı kahvaltıları var. Ekmek yanında Praglılar daha çok salam, sosis gibi etleri, yumurta ve peynir yemeyi tercih ediyorlar. Eğer kahvaltıda tatlı yiyecekler tüketeceklerse bu daha çok reçel veya donut olabiliyor.
Öğle yemeği Praglılar için önemli bir öğün. Çalışan kesim genellikle sık sık aynı restoranda, özel indirimli fiyatlarla sunulan “menü” şeklindeki yemekleri tercih ediyor.
Dolayısıyla Praglılar’ın akşam yemekleri görece daha sade. Hafif ya da yağlı ve ağır olabilir ancak çok çeşit içermeyen akşam yemekleri tercih ediliyor.
Sıcak bir Akdeniz ülkesi olmamasından sanırım, yemeklerin Praglıların sosyalleşmesinde büyük bir rolü yok. Mümkün olduğunda arkadaşlar ve aile üyeleri birlikte yemek yemeyi tercih etse de Çek kültüründe bu bir İtalya, İspanya gibi sözünü edecek kadar önemli bir değer sayılmaz.
Açılış Saatleri: Restoranların açılış saatleri ise Prag’da 10:00–11:00 civarında. Tabii eğer kahvaltı da servis eden bir restorandan bahsediyorsak açılış 08:30–09:00 civarında olur. Kapanış ise genellikle 23:00–00:00 sularındadır.
Prag’da restoranların büyük çoğunluğu haftanın her günü açık olmakla birlikte nadiren Pazar günü kapalı olanlar da görülebilir. Bir de benim anlayamadığım bir uygulama olarak restoranlar hafta sonları birkaç saat daha erken kapanıyor ki aslında hafta sonları uzun çalışıp Pazartesi, Salı günleri erken kapanması daha uygunken.
Özetle; Prag’da açık restoran bulamadığınız için aç kalmak söz konusu olmaz pek. Hatta özellikle Old Town, Na Prikope, Wenceslas Meydanı gibi turistik yerlerde çalışma saatleri çok daha esnektir.
Rezervasyon: Rezervasyon ise Prag’da restoranına göre değişen bir gereklilik. Bazı restoranlarda rezervasyon gereksizken, ödüllü ve çok tercih edilen yerlerde rezervasyonsuz yer bulmak mümkün olmayabilir.
Ancak eğer kenti turist olarak ziyaret ediyor ve genellikle turistik bölgelerde bulunmayı planlıyorsanız, ayrıca herhangi bir restoranı özellikle denemek gibi bir amacınız da yoksa rezervasyon konusunda çok endişelenmemenizi öneririm.
İçecekler: Prag Yemek Rehberi yazısındaki en önemli bölümlerden birisi sanırım içecekler. Zira en önemli içecek olan “su” Prag’da biraz pahalı ancak çeşme suları içilebilir. Dolayısıyla yanınıza alacağınız şişeyi otelde doldurarak şehri gezebilirsiniz.
Bunun dışında Praglılar’ın sıkça tükettiği bir diğer içecek ise şekerli ve limonlu çay. Dolayısıyla hemen her cafede çay bulabilirsiniz.
Biranın Prag’da ne kadar çok tüketilen bir içecek olduğundan Prag’dan ne alınır? yazısında da bahsetmiştim. Kentin yerlileri birayı hemen hemen her akşam yemeğinde tükettiği gibi fiyatları da çok uygun, 1 USD civarında diyebilirim.
Prag gezi rehberi yazısında özellikle bahsetmek istediğim bir diğer içecek ise Kofola. 40 yıl süren komünist Çekoslovakya döneminde Coca Cola ve Pepsi gibi markaların ithalatı yasak olduğundan ülke buna muadil kendi kolasını yaratmış.
Hala da sıkça tüketilen Kofola’nın aslında bu markalarla aynı tarife sahip olduğu söyleniyor ki ben tadında önemli bir fark göremedim. Komünizm artık bitti ancak bu arada son derece güçlü bir marka haline gelen Kofola Prag’da ve tüm Çek Cumhuriyeti’nde tüketilmeye hala devam ediyor.
Çok ünlü olmasa da Çek Cumhuriyeti’nde şarapçılık ve kaliteli şarap üretimi de mevcut. Ancak ülkedeki önemli üreticilerin bir Fransız veya İtalyan şaraplarıyla yarışamayacaklarını bilmelerinden dolayı Çek şaraplarını farklı kılmak için üzümler üzerinde çalışmışlar. Bunlar arasında Moravian şarabı ise sizlere tavsiye edebileceğim en lezzetli seçeneklerden biri.
Becherovka ise alkollü bir içecek ancak aynı zamanda sindirime yardımcı olması amacıyla da içiliyor. Sade veya tonikle karıştırılarak, Prag’da bol tüketilen Becherovka ülkenin milli içeceklerinden biri olmuş diyebilirim.
Öğün Fiyatları: Çek kronunun USD ve Euro karşısında değerli bir para birimi olmamasından dolayı Prag yemek fiyatları aslında Venedik, Barselona, Roma, Londra gibi Avrupa şehirlerine kıyasla çok daha uygun, hatta bazen yarı yarıya. Dolayısıyla Prag ziyaretinizde muhtemelen bütçenizi en az zorlayacak kısım yeme içme olacaktır.
Turistik bölgelerde yer alan restoranların yemek kalitesi tartışılır olsa da fiyatların çok uygun olduğunu söyleyebilirim, ki aslında aynı durum tüm Prag için de geçerli.
Prag gezi rehberi yazısında öğün fiyatları için ben ortalama rakamlar vereceğim ancak seçeceğiniz restoran ve menülere göre bu rakamların biraz daha düşüğü de mümkün olacaktır.
Kahvaltı için bütçenizi ortalama olarak 5 USD gibi düşünebilirsiniz (ki 100–120 Kron arası). Ancak kahvaltıyı otelde konaklama fiyatına dahil olarak almanızı öneririm zira kahvaltı kültürümüz benzediği için otellerde sunulan kahvaltılar da doyurucu olacaktır.
Öğle yemeklerini atıştırmalık bir sandviç veya dürüm olarak geçiştirmek isterseniz 7 USD civarı (150 Kron), bir restoranda öğle yemeği menüsü almak isterseniz 10–12 USD civarı (250 – 300 Kron) bir bütçe belirleyebilirsiniz.
Akşam yemeklerinin ise bir restoranda, çorba, ana yemek ve tatlıdan oluşan bir menü seçtiğinizi düşünerek ortalama 15 USD (300–350 Kron) civarında olacağını söyleyebilirim.
Bahşiş: %10 civarı olan servis bedelini bazı restoranlar faturaya ekleyebilir ki o durumda bahşiş bırakmak gerekli değil, ancak adisyonda böyle bir ekleme görmüyorsanız bırakabilirsiniz.
Yalnız Prag’da masaya bahşiş bırakmak sık görülen bir adet değil. Dolayısıyla bahşiş vermek istiyorsanız ve elinizde tüm para varsa, garson faturayı getirdiğinde üstüne bahşişi de ekleyerek ödeme istediğiniz tutarı belirtmelisiniz ve o durumda para üstü de bahşiş alınmış halde gelecektir.
Prag’da Ne Yenir?
Prag gezi rehberi yazısının belki de en merak uyandıran bölümlerinden birisi yöresel lezzetler kısmı. Önce özet olarak şunu belirteyim; Prag’da hemen her ülkenin mutfağına özel restoranlar ve yemekler bulabilirsiniz. Ancak yerel lezzetler arıyorsanız kısaca hepsinden bahsedebilirim.
Atıştırmalıklar: Prag’da atıştırmalık yiyecekler aslında çok çeşitli. Trdelnik gibi tatlı atıştırmalıklardan, kızarmış peynir yemeği olan Smažený Sýr, sosisli sandwich Grilované Klobásy, açık bir sandwich olan Chkebíčky ve patatesli pancake Bramboraky’ye kadar zengin bir yelpaze mevcut. Hepsi de lezzetli ve doyurucu yemekler.
Ana Yemekler: Prag yemeklerinin biraz ağır olduğunu söylemem lazım. Yine de ülkeye Macaristan’dan gelen ve Çek damak tadına uyarlanan Gulas, kıvamlı ve doyurucu bir sebze çorbası olan Kulajda, sıradışı bir biftek yemeği Svickova Na Smetane ve peynirle yapılan Nakladany Hermelin isimli yemekleri denemenizi öneririm.
Tatlılar: Tatlılar da aynı yemekler gibi biraz ağır Prag’da. Bunun en önemli sebebi de bol tereyağı kullanılması. Apple Strudel, Sufle, Profiterol gibi uluslararası lezzetler yanında Ovocne Knedlinky gibi meyveyle doldurulmuş hamur işi veya bir çeşit krep olan Plačinky Prag’da tadabileceğiniz yerel tatlılardan.
Prag Yemek Turları
Dilerseniz Getyourguide‘ın düzenlediği yemek turlarına katılarak Çek mutfağını rehber eşliğinde de keşfedebilirsiniz. En popüler turlardan bazıları:
Orta Çağ Akşam Yemeği ve Sınırsız İçecekler : Sınırsız içecekler eşliğinde, Orta Çağ mutfağından 5 çeşit yemeğin tadını çıkarmak için Prag’ın kalbinde bir akşam geçirin. Süre 3 saat, hızlı onay, kolay iptal etme. Başlangıç fiyatı kişi başı 46 Euro
Kuyrukları Atlatarak Giriş: Hard Rock Cafe Prag: Avrupa’nın en büyük Hard Rock kafelerinden birinde Rock n ‘Roll dolu öğle veya akşam yemeğinin tadını çıkarın. Süre 75 dakika, hızlı giriş, hızlı onay, kolay iptal etme. Başlangıç fiyatı kişi başı 18 Euro
Prag’da Gece Hayatı
Prag gezi rehberinde sıra, eğlenmeyi seven gezginlerin en çok merak ettikleri konuya yani gece hayatını anlatmaya geldi. Kentte yıl boyunca gece hayatı canlılığını koruyor. Ancak zirveye çıktığı dönem Haziran ile Ağustos arasındaki 3 aylık zaman dilimi oluyor.
Bu dönemde düzenlenen eğlenceler gece kulüpleri ve barlarla sınırlı kalmayıp, festivaller aracılığıyla sokaklara kadar taşıyor. Üstelik herkesin eğlenebileceği tarzda mekân çeşitliliğine sahip kentte fiyatlar da Avrupa’nın birçok yerine göre bir hayli uygun.
Eğlence seçenekleri bakımından kentin en zengin bölgesi Yeni Şehir. Bölgenin sokaklarında kokteyl barlardan gece kulüplerine, publardan striptiz kulüplerine kadar geniş bir yelpaze sizleri bekliyor.
Hareket dolu akşama sakin bir başlangıç yapmak isterseniz, Double Trouble veya The Dubliner arasından seçim yapabilirsiniz. U SUDU ise standart tipte bir pub gibi gözükse de aşağısındaki 5 katında konuklarına farklı tipte eğlenceler sunuyor.
Eğer tematik eğlence mekânları hoşunuza gidiyorsa John Lennon Pub, Buddha, Bugsy’s Bar, Tretter’s ve Hemingway Bar ilginizi çekebilir.
90’lı yılların dans müziklerinden hoşlanıyorsanız Lucerna’yı, Dj performansları ile coşmak isterseniz Roxy ya da Karlovy Kazne’yi tercih edebilirsiniz.
Prag tatiliniz sırasında gezi programınızı tamamlayıp yeni yerler keşfetmeye karar verirseniz önceliği Çekya’nın diğer turistik şehirleri Brno, Karlovy Vary ve Plzen’e verebilirsiniz.
Moravia Bölgesi’nin başkenti konumundaki Brno, mimari açıdan karışık ancak kültürel anlamda zengin bir şehir. Ayrıca ampulle aydınlatılan ilk tiyatro burada yer alıyor. Adı dilimizde “Karlov’un Banyosu” anlamına gelen Karlovy Vary, termal kaynakları ile ün kazanmış.
Yaygın tanınan bir bira çeşidine adını veren Plzen ise gastronomi tutkunları kadar Gotik mimariye ilgi duyan bireyleri de kendisine çekmeyi başarıyor. Çekya Demiryolları, RegioJet ve Leo Express, üç kente 4 Euro’dan başlayan fiyatlarla yolculuk fırsatı sunuyor.
Prag’dan Günübirlik Turlar: Dilerseniz Prag’dan günübirlik Karvloy turlarına da katılabilirsiniz, tıklayın: Karlovy Vary’de Prag Öğle Yemeği ile Tam Gün Turu (Başlangıç turu 65 Euro)
Çekya sınırları içerisindeki kentler dışında ayrıca tren yolculuğu yaparak Orta Avrupa’nın Prag kadar popüler diğer iki şehri Viyana ve Budapeşte’ye de gidebilirsiniz. Kültürel, sanatsal alanlarda öne çıkan bu iki kentin gezilecek yerleri ve konaklama olanakları hakkında detaylı bilgileri aşağıda başlıklarını sıraladığım içeriklerimizde bulabilirsiniz.
Yapılacaklar Listesi
– Rehberler ile Prag keşfedilmelidir.
– Prag’ın eşsiz manzarası seyredilmelidir.
– Mutlaka Prag Kalesi ziyaret edilmelidir.
– El yapımı Çek biraların tadına bakılmalıdır.
– Tekne turu yapılmalıdır.
– Çevre kasabalarına yapılan günlük gezilere katılmalıdır,
– Old Town Meydanı’nı ziyaret edilmelidir.
– Düzenlenen kukla gösterilerine gidilmelidir.
– Skydiving ile muhteşem bir adrenalin yaşanmalıdır.
– David Cerny heykelleri görülmelidir.
Prag’da Kalınacak Yerler
Prag’ta kalınabilecek yerler;
– Nehrin sağ bölümünde bulunan ve kentin en mühim tarihi binalarına ev sahibi olan Eski Şehir Meydanı,
– Nehrin sol bölümünde bulunan, turistlerin daha az yoğun olduğu, sessiz, güvenli ve sakin olan Mala Strana,
– Prag’ın merkezinin güneyinde bulunan alışveriş merkezlerine ve tren istasyonuna yakın Nove Mesto Prag’da kalınacak yerler arasında bulunmaktadır.
Prag’a Ulaşım
Prag’a gidilmesi için havayolu ulaşımı kullanılacaksa; Václav Havel Havalimanı’na inilecektir. Havalimanı merkeze yirmi kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Havalimanından şehir merkezine ulaşmak için pek çok ulaşım vasıtası bulunmaktadır. Merkeze gitmek için toplu taşıma araçları kullanılabilir. Bunun dışında özel transferler yapan ulaşım araçları ile Prag’ı gezmek mümkün.
Dr. Ömür KAHRAMAN – NAME HABER

