Adalet, sadece mahkeme salonlarında dağıtılmaz. Bazen ulusal bir duruşma salonunun ötesinde, uluslararası bir tahkim duruşmasında, farklı dillerde konuşan tarafların gözlerine bakarak verilir o karar. Sınırlar, bayraklar, sistemler farklı olabilir; ama adaletin arayışı her yerde aynıdır.
Yıllardır uluslararası tahkim heyetlerinde görev yapan biri olarak şunu açık yüreklilikle ifade edebilirim: Türkiye artık yalnızca davaya taraf olan bir ülke değil, karar verici masasında da yer alan güçlü bir aktördür. Türk hukukçularının bilgisi, etik duruşu ve çözüm üretme kabiliyeti; Avrupa’dan Asya’ya, Amerika’dan Afrika’ya kadar birçok tahkim merkezinde kendine yer bulmaktadır.
Tahkim, hızlı, etkin ve tarafsız çözümler üretmenin yoludur. Devletler, şirketler ve bireyler artık klasik mahkeme süreçlerinden çok, bu esnek ve profesyonel yapıyı tercih ediyor. Ancak bu sistemin başarısı, onu yöneten hakemlerin donanımına, tarafsızlığına ve kültürler arası dengeyi kurma becerisine bağlıdır.
Benim için her dosya yeni bir insanlık hikâyesidir. Paranın, sözleşmenin ya da yatırımın ötesinde; tarafların umutlarını, endişelerini ve hatta sessizce dile getirdikleri adalet beklentisini görürüm. Bu yüzden her celsede sadece hukuk değil, vicdan da konuşmalıdır.
Türkiye’nin genç hukukçularına seslenmek isterim: Artık dünya sizi izliyor. Bir sözleşmenin dili Türkçe olmasa da, siz adaletin dilini konuşuyorsunuz. Kendinizi geliştirin, yabancı dil öğrenin, uluslararası hukuk normlarını kavrayın ama asla bu toprakların vicdanını kaybetmeyin.
Adalet sadece karar vermek değil, hakkı gözeterek denge kurmaktır. Ve bu dengeyi sağladığımız sürece, Türkiye sadece hukuk tüketen değil, hukuk üreten, yön veren ve güven inşa eden bir ülke olmaya devam edecektir.
Saygılarımla,
Hasan TÜRKSEL
(Uluslararası Tahkim Hakimi) – NAME HABER

