Türkiye Sağlık Turizminde Yeni Bir Eşiğin Önünde

Günümüzde artan yaşam maliyetleri ve ekonomik belirsizlikler, sağlık hizmetlerinin kamu tarafından daha yoğun şekilde sunulmasına neden olmaktadır. Özel sağlık sektörü ise yükselen maliyetleri ve iç pazarda daralan hasta portföyünü dengeleyebilmek adına sağlık turizmine daha fazla yönelmektedir.

Ancak dünya genelinde ve özellikle içinde bulunduğumuz coğrafyada yaşanan savaşlar, krizler ve siyasi belirsizlikler, insanların daha temkinli hareket etmesine neden olmaktadır. Birçok kişi sağlık harcamaları da dahil olmak üzere önemli kararlarını ertelemekte, gelişmeleri izlemeyi tercih etmektedir.

Hastaneler ve sağlık turizmi aracı kurumları açısından bakıldığında ise beklentilerin önemli ölçüde gerisinde kalınan bir dönem yaşanmaktadır. Bunun yanında uluslararası hasta tarafında maliyet ve hizmet beklentilerine ilişkin oluşan dezenformasyon, sektörün daha koordineli ve daha akılcı hareket etmesini zorunlu hale getirmektedir. Alternatif destinasyonların güçlenmesi ve hastalara yeni seçenekler sunulması rekabeti artırırken, zaman zaman sektör içerisindeki kısa vadeli yaklaşımlar da dengelerin bozulmasına neden olabilmektedir.

Son yıllarda sağlık turizmi yalnızca sağlık sektörünün değil, ülkelerin ekonomik kalkınma stratejilerinin de önemli bir parçası haline gelmiştir. Bir zamanlar sadece tedavi amacıyla yapılan hasta hareketliliği olarak görülen bu alan, bugün sağlık hizmetleri, teknoloji, eğitim, lojistik, sigorta sistemleri, uluslararası ilişkiler ve yatırım ekosistemini kapsayan çok boyutlu bir yapıya dönüşmüştür.

Türkiye ise bu dönüşümün merkezinde yer alan ülkelerden biridir. Güçlü sağlık altyapısı, nitelikli insan kaynağı, uluslararası standartlarda hizmet veren sağlık kurumları, coğrafi avantajları ve rekabetçi maliyet yapısıyla dünya sağlık turizmi pazarında önemli bir konuma ulaşmıştır.

Ancak artık yalnızca hasta sayısını artırmayı hedefleyen bir anlayış yeterli değildir. Yeni dönemde ülkeler, daha fazla hasta çekmekten çok daha fazlasını hedeflemekte; daha fazla değer üretmeye odaklanmaktadır. Yüksek katma değerli sağlık hizmetleri, ileri teknoloji kullanımı, uluslararası akademik iş birlikleri, dijital görünürlük, hasta deneyimi ve sürdürülebilir finansman modelleri sağlık turizminin yeni belirleyicileri olacaktır.

Bugün sağlık turizmi yalnızca Sağlık Bakanlıklarının konusu değildir. Turizm, ticaret, dışişleri, eğitim, teknoloji ve yatırım politikalarının ortak bir vizyon çerçevesinde şekillendirilmesi gerekmektedir. Başarılı ülkeler incelendiğinde sağlık turizminin yalnızca bir sektör değil, aynı zamanda ulusal kalkınma stratejisinin önemli bir parçası olarak ele alındığı görülmektedir.

Günümüzde ideal sağlık sistemi yalnızca kaliteli ve maliyet odaklı olmakla değerlendirilemez. Kalite ve maliyet kadar erişilebilirlik de önemlidir. Ancak çoğu zaman gözden kaçan bir diğer konu sürdürülebilirliktir. Gelecekte sağlık sistemlerinin en önemli tartışma başlıklarından biri, sağlık hizmetlerinin finansmanının nasıl sürdürüleceği olacaktır.

Masaya gelen hesabın ödenmesi kadar, o hesabı kimin ve hangi modelle ödediği de önem taşımaktadır.

Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar bulunmaktadır. Özellikle yaşlı bakım hizmetleri, termal sağlık, rehabilitasyon, sporcu sağlığı, wellness ve longevity uygulamaları, sağlık teknolojileri, ilaç ve tıbbi cihaz alanlarında yeni açılımlar mümkündür. Bununla birlikte uluslararası üniversite iş birlikleri, bilimsel çalışmalar ve sağlık diplomasisi faaliyetleri de ülkemizin sağlık markasını güçlendirecektir.

Geleceğin sağlık turizmi yalnızca tedavi satan değil; bilgi üreten, teknoloji geliştiren, yatırım çeken ve güven inşa eden ülkelerin liderliğinde şekillenecektir.

Türkiye gerekli dönüşümü gerçekleştirebildiği takdirde yalnızca bölgesel bir merkez değil, küresel sağlık ekosisteminin en güçlü oyuncularından biri olmaya adaydır.

Bu nedenle bugün sormamız gereken soru şudur:

“Daha fazla hasta mı istiyoruz, yoksa daha fazla değer mi üretmek istiyoruz?”

Bu soruya verilecek cevap, Türkiye sağlık turizminin önümüzdeki on yılını belirleyecektir.

Türkiye bugün sağlık turizminde önemli bir başarı hikâyesi yazmıştır. Ancak önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca daha fazla hasta ağırlamak olmamalıdır. Asıl hedef; daha fazla bilgi üreten, daha fazla teknoloji geliştiren, daha fazla güven oluşturan ve daha yüksek katma değer yaratan bir sağlık ekosistemi inşa etmek olmalıdır. Çünkü sağlık turizminin geleceğini hasta sayıları değil, üretilen değer belirleyecektir.

Bir sonraki yazımızda sağlık turizminde sürdürülebilirliğin neden yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir konu haline geldiğini ele alacağız.

Behlül Ünver
Dünya Sağlık Turizmi Platformu Başkanı

instagram: behlulunver