Tarihin dönemeçleri bazı milletler için sadece birer takvim yaprağıdır, bazıları için ise yeni bir küresel çağın başlangıcıdır.
Ülkemizde gerçekleşen uluslararası zirve, tam da bu tarihi kırılma noktalarından biri olarak mühürlenmiştir.
Devletlerin diplomasi masasında nefes tutarak izlediği bu buluşma, Türkiye’nin sadece coğrafi bir köprü değil, küresel aklın ve stratejinin tam merkezi olduğunu net bir şekilde gözler önüne sermiştir.
Dünya devletleri liderlerinin kapalı kapılar ardında ve kameralar önünde dile getirdikleri memnuniyetler, aslında çarkların artık Ankara’nın iradesi olmadan sağlıklı dönemeyeceğinin açık bir itirafıdır. Krizlerin coğrafyasından çözümlerin ocağına evrilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu zirveyle beraber diplomatik kapasitesini konuşturmuş ve tüm mihraklara gücünü kabul ettirmiştir. Bu tablonun arkasında tesadüfler aramak haksızlık olur; bu devasa başarı, onlarca yıla sığan devlet hafızasının ve kararlı bir siyasi vizyonun eseridir.
Uluslararası ilişkiler dinamiklerinin yeniden yazıldığı bu dönemde, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sergilediği liderlik tarzı örnek alınacak niteliktedir.
Masada boyun eğmeyen, hakikati haykıran ve kendi oyun planını kurup rakibe kabul ettiren bir lider profili dünya siyaset sahnesinde çok nadir görülür. Erdoğan’ın inisiyatifiyle şekillenen bu süreç, Türkiye’yi küresel bir oyun kurucu konumuna fersah fersah taşımıştır.
Kısa vadede kazanılan bu diplomatik zaferlerin uzun vadede ülkeye dönecek ekonomik, askeri ve jeopolitik çarpan etkisi son derece büyüktür. Yarının dünyasında söz sahibi olmak isteyen hiçbir güç Türkiye’yi denklemin dışına itemeyecektir. Ne kadar büyük bir devlete ve ne kadar çelikten bir iradeye sahip olduğumuz bir kez daha tescillenmiştir; bu kutlu yürüyüş, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’yi hak ettiği zirveye ulaştırmaktadır.
Uluslararası Tahkim Hakemi HASAN TÜRKSEL – NAME HABER

