ÖLÇÜ

ÖLÇÜ

Takdir etmek; güzel icraatların ve elde edilen başarılı sonuçların ardından her insan için geçerli olan bir değerlemedir.

Eleştiri ise; ölçüyü kaçırmadan, olması gerekenin gerçekleşmediği, hatalı durumların akabinde yapılan yorumlamalardır.

Takdir etmek, insanın iç dünyasındaki güzelliklerin maksimum ölçekte yansımalarını barındırır. İnsan egosunu, nefsini tatmin etmese de, kendi istediği gibi olmuş olmasa da genel anlamda başarı ve pozitif olgular ile karşılaştığında, şahit olduğunda o anı yaşadığında olması gereken gibi takdir etmek önemli bir erdemdir. Bu şekilde hareket eden insanın kendi atacağı tüm adımlarda da, yaşamında da karşısında bulmak, duymak ve görmek istediği ve hoşlandığı durumdur.

Takdirde ve eleştiride en önemli husus realist olmak, kendi arzu, istek, nefsi değerlemelerine göre değil, genel toplum değerleri açısından o argümanlara uygun olması elzemdir.

Takdir etmek, alkışlamak, ödüllendirmek ve buna benzer pozitif hamleler toplum yaşamındaki olumsuzlukları yok eder hayatı güzelleştirir, geleceğe dair bakış açısını renkli kılar.

İnsanoğlu, takdir etmekten ziyade eleştiri yapmayı daha çok sever.

Eleştiri yapmak, eleştiriye maruz kalmak, olaylara, gelişmelere eleştirel açıdan bakmak kötü bir durum değildir.

İnsan önce kendi muhasebesini sürekli şekilde yapar, yaşadıklarını kendi ve toplum değerleri ölçeğinde eleştiriye tabii tutarsa başarıya, doğruya, güzelliğe hızlıca yönelmiş olur.

Dış dünyaya karşı gerçekleştirdiğimiz eleştirilerde ise güzel duygularla, güzel niyetlerle, pozitif düşüncelerle hareket ettiğimizde eleştiri yaptığımız kişi ya da kurum doğruyu görmüş, hatasından vazgeçmiş, uzun vadede de kazanımlar elde etmiş olur.

Bunun aksi olan durumda ise, eleştiride acımasız olunduğunda, olağanın dışına çıkıldığında kişilerin, kurumların, yapıların doğruyu bulması engellenmiş olur, pozitif sonuca gitmeleri mümkün olmaz ve kısır döngü içerisinde kalınmış olur.

Doğruyu ve yanlışı görmek o eksende adımlar atmak önemlidir fakat insan yaşamı, yaşadıkları, karşılaştıkları, bulunduğu ortam, mecralar gereği bazen küçük ya da büyük hatalar yapmasına neden olabiliyor. Hata yapmamak, yanlışa düşmemek insan için imkansıza yakın bir durumdur.

Hataya düşmek, yanlış yapmak insan yaradılışı gerçeğinde var olan bir durumdur.

Buradaki en önemli nokta ise hatasını görmek, kabullenmek, hatadan nasıl sıyrılacağını düşünmek, onunla ilgili araştırmalar yapmak, fikirler almak, istişareler yapmak, akil insanlardan destek almak gerekir.

Takdirin ve eleştirinin, pozitif ruhla analizleri yapıldığında maksimum güzellik ve başarı yakalanmış, sonraki süreçlerde de minimize halde hatalara düşülmüş olunur.

Onun için takdir edelim, eleştiriyi dozunda yapalım ve önce kendi iç dünyamızda, kendi hatalarımızı, yanlışlarımızı görüp, kendimizi eleştirip, dış dünyadan eleştirileri de alıp en iyisini, güzelini yakalamaya çalışmalıyız.

Çevremizde gördüğümüz başarılı sonuçları, pozitif adımları takdir etmekten geri durmamalıyız. Olumsuz gördüğümüz hadiselerde eleştiriyi ölçülü yapıp, toplumun ana değerlerini sarsmadan, insanın insicamını bozmadan eleştirimizi yapmalıyız.

Kalın sağlıcakla.

ÖMER FARUK BAŞARAN – NAME HABER BAŞYAZARI


Haberi Paylaş: https://namehaber.com/?p=1096

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Başyazar