Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, Adalet ve Kalkınma Partisi TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşma; sadece bir siyasi hitap değil, aynı zamanda milletimizin hafızasına, vicdanına ve istikbaline seslenen güçlü bir irade beyanı olmuştur.
Ramazan-ı Şerif’in rahmet ve merhamet ikliminde gerçekleştirilen bu toplantı, bir yönüyle milletçe paylaştığımız manevi atmosferi yansıtırken; diğer yönüyle Türkiye’nin bölgesel ve küresel ölçekte üstlenmeye hazırlandığı tarihî rolün altını çizmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi Türkiye, 23 yıllık çetin mücadelelerin ardından tarihî bir fırsat yakalamıştır. Bu fırsat; özgüvenini yeniden kuşanmış, kendi değerleriyle barışmış, istikametini kendi tayin eden büyük ve güçlü Türkiye idealidir.
Konuşmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, millî ve manevi değerlerimizin eğitim hayatındaki yerine dair ortaya konan net duruştur. Millî Eğitim Bakanlığımızın “Maarifin Kalbinde Ramazan” temasıyla yürüttüğü çalışmalara yönelik eleştiriler karşısında verilen cevap son derece açıktır: Bu toprakların değerleri bu milletin özüdür. Çocuklarımızın Ramazan’ı tanıması, paylaşmayı öğrenmesi, merhamet ve adalet duygusuyla yetişmesi; bir dayatma değil, aksine milletimizin tarihsel sürekliliğinin teminatıdır.
Bugün bazı çevrelerin “laiklik” perdesi arkasına saklanarak millî ve manevi hassasiyetlere karşı tavır alması, aslında milletle aralarındaki mesafenin göstergesidir. Oysa milletimizin kahir ekseriyeti, değerleriyle barışık bir eğitim anlayışını desteklemektedir. Bu millet; ezanıyla, bayrağıyla, vatanıyla ve inancıyla bütündür. Bu bütünlüğü zedelemeye yönelik her girişim, millet vicdanında karşılığını bulmamaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın özellikle vurguladığı “Terörsüz Türkiye” hedefi ise, Türkiye Yüzyılı vizyonunun en kritik eşiklerinden biridir. Cumhur İttifakı’nın kararlı duruşu ve Meclis zemininde ortaya konan uzlaşı kültürü, siyaset kurumunun olgunluğunu göstermektedir. Şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin hukukunu gözeterek atılan her adım; güçlü devlet olmanın sorumluluğunun bir tezahürüdür.
Türkiye artık edilgen değil, oyun kuran bir ülkedir. Bölgesel krizlerde söz sahibi, küresel meselelerde ağırlığı hissedilen bir devlettir. Gazze’de yaşanan insanlık dramına karşı sergilenen ilkeli duruş da bunun en açık göstergelerindendir. Ramazan’da gönlümüz Filistinli kardeşlerimizle atarken, adalet ve merhamet çağrımız tüm insanlık içindir.
Bizler AK Parti teşkilatları olarak; en küçük mahalleden en büyük şehre kadar milletimizle omuz omuza yürümeye devam ediyoruz. Kadın kollarımızla Ramazan’ın bereketini paylaşırken; aynı zamanda Türkiye Yüzyılı’nın inşasında aktif rol almanın sorumluluğunu taşıyoruz.
Unutmamalıyız ki bu millet büyük medeniyetler kurmuş bir milletin evlatlarıdır. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, oradan Cumhuriyet’e uzanan tarihî mirasımız; bize hem özgüven hem de sorumluluk yüklemektedir. Türkiye kendi öz değerleriyle büyüyecek, kendi ruh kökünden güç alarak yoluna devam edecektir.
Hiç kimse bu yürüyüşün önünü kesemez. Çünkü bu yürüyüş bir kişinin, bir kadronun değil; 86 milyonun ortak istikbal yürüyüşüdür. Bizler de AK Parti Zeytinburnu İlçe Kadın Kolları olarak; liderimizin ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda çalışmaya, üretmeye ve milletimizle gönül bağımızı güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.
Türkiye Yüzyılı; inancın, azmin ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır. Buna yürekten inanıyoruz.
HATİCE TAŞ – NAME HABER

