Toplumların hafızasında bazı günler vardır ki, yalnızca takvimdeki yeriyle değil, taşıdığı anlamla yaşar. Aşure Günü, bu özel günlerden biridir. Hicri takvime göre Muharrem ayının 10. gününe denk gelen bu tarih, hem İslam dünyasında hem de Anadolu kültüründe paylaşmanın, birlikteliğin, sabrın ve şükrün sembolü olarak kabul edilir.
Aşure tatlısı, yüzeyde sadece bir mutfak geleneği gibi görünse de, aslında çok daha derin bir mesaj taşır. Rivayete göre, Hz. Nuh ve beraberindekiler büyük tufandan kurtulduktan sonra, gemide kalan son erzakları bir araya getirerek bir yemek yaparlar. Ortaya çıkan bu karışım, hem hayatta kalmanın hem de elindekini paylaşmanın ifadesi olur. Bugün hâlâ evlerde kaynayan aşure kazanları, bu kadim geleneği yaşatır; komşuya, tanıdığa, ihtiyaç sahiplerine dağıtılır.
Aşure; Arapça’da on sayısı yani “aşr” kökünden gelir.
İslam’dan önce de birçok inanç bugünü özel kabul edildi. Hz. Adem’in tevbesinin bu günde kabul edildiği, Hz. Nuh’un gemisinin bu günde Cudi Dağı’na oturduğu ve müminlerin bu günde kurtulduğu, Hz. İsa ve Hz. Musa’nın bu günde doğduğu, Hz. Süleyman’a güç ve mülkün bugün verildiği, Hz. Musa ve kavminin Aşura gününde Firavun’un zulmünden kurtulduğu, Hz. Yunus’un balığın karnından Aşura günü kurtulduğu gibi birçok önemli olayın bu günde meydana geldiğine inanılırdı.
Aşure tatlısı nereden gelir?
İçerisinde en azından sekiz-on en makbulü kırk çeşit erzakın bulunduğu bir tatlıdır. Konu komşuya ikram edilmesi Hz. Nuh’un gemisinin Cudi Dağı’nda oturduğu gün, gemiyi terk etmeden önce gemide kalan son erzaklarla tatlıya benzer bir yemek yapılmıştır. O günden itibaren devam ettirilen bu adet Hz. Nuh’un kurtuluşuna şükür ve bereket için devam ettirilir.
Yahudiler Hz. Musa’nın Aşure gününde Firavun’un zulmünden kurtulduğu için oruç tutarlar. İslam öncesi Arap toplumunda da Aşure gününde oruç tutulurdu ve Hz. Peygamber’in de Ramazan orucu farz kılınana kadar Aşure orucuna devam ettiği ve çevresindekilere de bunu nasihat ettiği hadislerinden anlaşılır.
Aşure Günü’nün anlamı sadece bereketle sınırlı değildir. Aynı zamanda, İslam tarihinin en acı günlerinden olup direnişin günü ve Müslümanların yas tutmasına sebep olan Kerbela da Aşure gününde meydana gelmiştir.
O güne dek “şükür” günü olarak anılan Aşure, Kerbela olayından sonra bir “yas” günü olarak anılır. Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin adalet ve inanç uğruna verdikleri mücadele, Aşure Günü’nü aynı zamanda adaletin, vicdanın ve insanlık onurunun sembolü haline getirmiştir. Bu yönüyle Aşure Günü, hem şükrü hem de hatırlamayı içinde barındırır: Hem yaşamın nimetlerine karşı duyulan minnettarlık, hem de geçmişin öğretilerine karşı duyulan saygı.
Aşure pişirme, Osmanlı döneminden günümüze gelmiş bir gelenektir. Sarayda pişirilen aşure sırasıyla padişah, harem halkı, devlet erkanı ve imaretlere ikram edilmesi adettendi. Talimhane Meydanı’na Matbah-ı Amire imamı dua ederdi. Amin diyen halk kazanın önünde sıraya girer ve yanında getirdiği kapla aldığı Aşure eve götürülürdü.
Kurumsal dünyada ya da bireysel hayatlarımızda çoğu zaman hızla ilerliyoruz. Hedefler, projeler, sonuçlar… Ama bazı günler durup düşünmek gerekir: Birlikte neyi paylaşıyoruz? Ne için bir araya geliyoruz? Değerlerimizle bağımız ne kadar güçlü?
Aşure Günü, işte tam da bu sorulara alan açan bir gündür. Her malzemenin ayrı bir lezzet kattığı aşure gibi, bizler de farklı yetkinliklerimiz, hikâyelerimiz ve bakış açılarımızla bir bütünün parçası olmayı öğreniyoruz. Bu farkındalık, kurum kültürlerinde de yaşatılması gereken bir değerdir. Çeşitliliği kucaklayan, paylaşımı önceleyen ve birlikte üretmenin kıymetini bilen yapılar, sadece güçlü değil; aynı zamanda sürdürülebilir olur.
Bugün, sadece bir tatlı değil, bir değer kültürü paylaşılıyor. Paylaşmanın bereketi, sabrın gücü, hatırlamanın insanı yavaşlatan ve derinleştiren etkisi…
Aşure Günü vesilesiyle; farklılıklarımızla bir arada var olmanın, geçmişi hatırlayarak geleceğe yön vermenin ve elindekini başkalarıyla paylaşmanın önemini yeniden hatırlıyoruz.
Aşure Günü’nde neler yapılır?
Aşure Günü’nde yapılması tavsiye edilen davranışlar şunlardır:
1. Aşure pişirmek ve komşulara, akrabalara, ihtiyaç sahiplerine dağıtmak
2.Oruç tutmak (özellikle Muharrem’in 9. ve 10. günlerinde)
3.Kur’an-ı Kerim okumak, dua etmek, zikir ve salavat getirmek
4.Sadaka vermek, hayır yapmak
5.Hasta ve yaşlıları ziyaret etmek
6.Küslükleri sona erdirmek, barışmak, gönül almak
7.Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerini anmak
8.Toplumsal dayanışmayı artıracak etkinliklere katılmak
9.Aile büyüklerini ziyaret etmek
10.Paylaşmanın, sabrın ve şükrün anlamı üzerine düşünme
11. Bugün yıkanmak, gözlere sürme çekmek, süslenmek, kına yakmaktır.
Aşure Günü’nde neler yapılmaz?
Aşure Günü’nde yapılmaması önerilen davranışlar şunlardır:
1.Küs ve dargın kalmak
2. Gıybet (dedikodu) etmek
3. Kalp kırmak, tartışmalara girmek
4. İsraf etmek – özellikle yemek, su ve aşure gibi paylaşılan nimetlerde
5. Gösteriş amacıyla aşure dağıtmak veya hayır yapmak
6. Kerbela’yı unutmak veya küçümsemek (özellikle İslam tarihinde bu günün acı yönünü görmezden gelmek)
7. İbadetleri terk etmek veya gafletle geçirmek
8. Yardım ve paylaşma fırsatlarını görmezden gelmek
9. Toplumsal hassasiyetlere saygısızlık etmek
10. Bu günü sıradanlaştırmak, sadece geleneksel bir tatlıyla sınırlamak
Aşure Günü, hem maneviyat hem de toplumsal sorumluluk açısından özel bir gün olduğu için; saygı, empati, tevazu ve paylaşma temelinde yaşanması tavsiye edilir.
Bu özel günün; toplumumuza, camiamıza ve bireysel hayatlarımıza huzur, bereket ve anlam getirmesini diliyoruz.
Aşure Günü’nüz mübarek olsun.
Dr. Ömür KAHRAMAN – NAME HABER

