Bir Çocuğun Gözlerinde Saklı Dünya
Bir çocuğun gözlerine hiç dikkatle baktınız mı?
Ne kadar masum, ne kadar temizdir o gözler… Henüz kirlenmemiş bir dünya saklıdır orada. Bir ağacın dalında, gökyüzünde uçan bir kuşta, kaldırımın kenarında yürüyen bir kedide, yağmurdan kaçan bir insanda bile bir hikâye görür çocuk.
Çünkü çocuk, doğaya bizim baktığımız gibi bakmaz.
O, doğayı sadece seyretmez; onunla bağ kurar.
Bir kediye taş atmak yerine onu sevmek ister.
Bir kuşun kanadını incitmek yerine ona yem vermek ister.
Bir ağacın dalını kırmak yerine gölgesinde oturur.
Bir çiçeği koparmak yerine onun açmasını bekler.
Peki, bu güzel duyguları çocuklara kim öğretecek?
Önce aile… Sonra biz.
Çünkü çocuklar çoğu zaman söylediklerimizden çok, yaptıklarımızı öğrenir. Bir hayvana korkuyla yaklaşan yetişkinin yanında çocuk da korkmayı öğrenebilir. Bir ağaca zarar veren yetişkinin yanında doğanın değerini anlamakta zorlanabilir.
İşte bu nedenle hayvan sevgisi yalnızca 4 Ekim’de hatırlanacak bir konu değildir.
4 Ekim Hayvanları Koruma Günü, bize önemli bir gerçeği yeniden hatırlatır: Hayvanlar bu dünyada misafir değil, bizimle aynı yaşamın parçasıdır. Onların da yaşam hakkı, güvenli bir çevrede yaşama ve korunma ihtiyacı vardır.
Çocuğa hayvan sevgisini öğretmek, yalnızca bir kediyi ya da köpeği sevdirmek değildir.
Merhameti öğretmektir.
Sorumluluğu öğretmektir.
Paylaşmayı öğretmektir.
Bir canlının yaşam hakkına saygı duymayı öğretmektir.
Doğa sevgisi de aynı yerden başlar.
Bir çocuğa “Çöpleri yere atma.” Demek önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Ona neden atmaması gerektiğini anlatmak, birlikte bir ağacı sulamak, bir kuş için su bırakmak, sokaktaki canlılara zarar vermemeyi öğretmek gerekir.
Çocuğa, doğayı korumanın yalnızca büyüklerin görevi olmadığını göstermek gerekir.
Çünkü doğayı koruyan çocuk, aslında kendi geleceğini korumayı öğrenir.
Bugün bir çocuğun eline bir çiçek verdiğimizde, yarın o çocuk bir ormanı koruyabilir.
Bugün bir sokak hayvanına su koymayı öğrettiğimizde, yarın başka bir canlının yaşamına saygı duyabilir.
Bugün ona “O da can taşıyor.” Dediğimizde, belki de dünyaya daha merhametli bakan bir insan yetiştirmiş oluruz.
Ve belki de en önemlisi şudur:
Çocukların gözlerindeki o temiz dünyayı, yetişkinler olarak biz kirletmemeliyiz.
Onlara korkunun değil sevginin, tüketmenin değil korumanın, sahip olmanın değil paylaşmanın dilini öğretmeliyiz.
Çünkü bir çocuğun gözlerinde saklı dünya, aslında hepimizin geleceğidir.
4 Ekim vesilesiyle gelin yalnızca hayvanları değil; çocuklarımızın merhametini, doğamızı ve birlikte yaşama kültürümüzü de koruyalım.
Çocuklara güzel bir dünya bırakmak istiyorsak, önce onlara güzel bir dünyanın nasıl korunacağını gösterelim.
Çünkü bir çocuğun gözlerinde hâlâ umut var.
O umudu birlikte büyütelim.
Eğitimci & Yazar Emine Çavuş

