Gazeteci Murat Yetkin: İstanbul mitinginde Yavaş’ın neredeyse İmamoğlu kadar alkış alması 6’lı masayı da ilgilendiriyor

Gazeteci Murat Yetkin: İstanbul mitinginde Yavaş’ın neredeyse İmamoğlu kadar alkış alması 6’lı masayı da ilgilendiriyor

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 21 Mayıs İstanbul mitingi yarım milyona yakın insanı Maltepe’de topladı; etkileyiciydi ama ana muhalefet partisinin henüz savunmadan atağa geçmediğini gösterdi.

Mitingin CHP’nin savunma konumunu sürdürdüğüne dair yorumu Kılıçdaroğlu’nun konuşmasındaki iki ifadeden çıkarabiliyoruz.


Birincisi şu:


 “Siz de Allah da şahidimdir ki kendimizi geliştirmek ve düzeltmek için çok çaba harcıyoruz.”
Bu cümle Kılıçdaroğlu’nun 10 Mart’ta Diyarbakır’da da, en son 20 Mayıs’ta Budur’un Bucak ilçesinde de söylediği, ‘CHP’ye oy vermediniz ama kabahat bizde, size gelmedik’ ifadesinin bir kademe güçlendirilmiş halidir. Kılıçdaroğlu CHP’nin değiştiğine, değişim süreci içinde olduğuna seçmeni inandırma sürecinin henüz tamamlanmadığına inandığını anlıyoruz.

İkincisi de şu:


 “Hep birlikte çalışmak zorundayız. Dindarı, dinsizi, sofusu, sûfisi, Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Çerkez’i, sağcısı, solcusu, liberali, milliyetçi(si). (…) Ülke elden gidiyor, birlikte olmak, birlikte mücadele etmek zorundayız, vatan bizim vatanımız, bayrak bizim bayrağımız”.

Bu ifadeden de kucaklama sürecinin henüz tamamlanmadığına inandığı sonucunu anlıyoruz. Özetle, atağa geçmek için savunmayı güçlendirme süreci devam ediyor CHP’de.

İkinci Maltepe Mitingi

Kılıçdaroğlu ilk Maltepe mitingini, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasına tepki olarak başlattığı 25 günlük Ankara-İstanbul Adalet Yürüyüşünün sonunda, 9 Temmuz’da yapmıştı. Şimdi de CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verilen hapis cezası ve siyaset yasağına tepki olarak düzenledi. Yani ilki ve ikincisi de zaten tepki-savunma amaçlıydı.

21 Mayıs mitingi öncesi iki beklenti vardı; CHP’nin amacı bu değildi ama algı bu yöndeydi.

Birincisi, öyle bir işaret verilmemesine rağmen Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın karşısına çıkaracağı adayı açıklayacağı beklentisi. İkincisi de CHP İstanbul örgütünün gerçek anlamıyla bir gövde gösterisi yapacağı beklentisi. İki beklenti de yanıt bulmadı, çünkü planlanan hedef aday açıklaması değildi ama mitingin iletişimi hedefe uygun yapılmadı.
Yüzbinlerce katılım elbette azımsanamaz ama CHP için gövde gösterisi de sayılmaz. Bunun bir nedeni Kılıçdaroğlu’nun 21 Mayıs’ta İYİ Parti lideri Meral Akşener ile yapacağı mitingi, Kaftancıoğlu’nun cezaya çarptırılması üzerine -yani tepkisel olarak, kısa bir süre önce- İstanbul’a alması olabilir.

İmamoğlu ve Yavaş

 

Zaten bir süredir İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun iletişim sorunlarıyla moral bozukluğu yaşayan İstanbul örgütünün Kaftancıoğlu’nun yaşadığı mağduriyete rağmen yeterince hareketlenemediği anlaşılıyor. Adaylık açıklanması beklentisinin iyi yönetilememesi de İstanbul örgütü üzerinde caydırıcı etkiye yol açmış olabilir.

Bir iletişim sorunu daha: Akşener’in TBMM konuşmalarını örnek alarak sözü önceden halka vermek olumlu bir yöntem. Ama o fasıl uzayınca, ses ve video düzenindeki teknik sorunlarla da birleşip Kılıçdaroğlu’nun mitingi aday açıklamak için düzenlemediği belli olunca, kendi konuşması bitmeden kitlenin alandan ayrılmaya başladığı görüldü.

Mitingi ekrandan izlediğim için emin olmak isteyerek gözlemine güvendiğim bir iki kaynağımı aradım. Takdim edilen isimlerden en çok alkışı İmamoğlu almış. Ancak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da neredeyse onun kadar alkışlanmış. CHP kökenli olmayan Yavaş, İstanbul’da CHP’lilerden İmamoğlu’na yakın alkış alıyorsa sadece Kılıçdaroğlu’nun değil, altılı masanın da bir durum değerlendirmesi yapma zamanı gelmiş demektir.
Gelelim bam teline, Kılıçdaroğlu’nun aday olup olmamasına.

Kılıçdaroğlu aday mı?

 

21 Mayıs mitingi arifesinde TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın Kılıçdaroğlu’nun Alevi inancını cumhurbaşkanlığı seçiminde dezavantaj olarak sunması hem CHP’liler hem Aleviler arasında hararetli tartışmalara yol açtı. Öte yandan kimsenin açıkça değinmek istemediği bir konuyu da gündeme taşımış oldu. Aleviler öteden beri ancak özellikle AK Parti iktidarı döneminde kendilerini kamu hayatından, üst bürokrasi ve yargı kademelerinden dışlanmış durumda buluyorlar. Geçmişte 1978 Kahramanmaraş Katliamı, 1993 Sivas Katliamı gibi acı örnekler var.
Daha sonra yanlış ifade nedeniyle kırdıklarından özür dileyen Şık konuyu kamuoyuna açık hale getirmeseydi de Kılıçdaroğlu bu durumun farkında. Bir süredir Erdoğan ve AK Partinin bu konuyu seçimlerde istismar etme ihtimalini kendisine açan partili ve partisiz dostlarının olduğunu da Ankara kulislerinden biliyorum. Dolayısıyla adaylık konusu altılı masanın gündemine geldiğinde bu tartışma olgunlaşmış olacaktır.

Babacan’ın çıkışı ve Erdoğan

 

Nitekim altılı masanın bir diğer üyesi, DEVA Partisi lideri Ali Babacan geçenlerde, eğer masada ortak aday konusunda anlaşma olmazsa kendi adaylığını ilan edeceğini söyledi. Bu ciddi bir uyarı sayılmalı, çünkü hassas dengeler ortadayken Erdoğan’a bir dönem daha cumhurbaşkanlığını hediye etmek anlamına da gelebilir. 2018 seçiminde Abdullah Gül’ün adaylığı ihtimaline karşı kendi adaylığını ilan eden Meral Akşener, bunun üzerine ortak isimde uzlaşacaklarına inandığını söyledi.
Babacan, Kılıçdaroğlu’nun İstanbul mitingi ile aynı 21 Mayıs günü, Gaziantep’te sahalara indi; seçim mitinglerine başlangıç sayılabilir.

Aynı gün bir miting de komşu Adana’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından düzenlendi. 33 bin kapasiteli şehir stadında yapıldı “Gençlikle Buluşma”.

Erdoğan’ın gündeminde şu sıra daha çok İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik talebine karşı PKK ve türevlerine verdiği destek var, nitekim aynı gün iki ülke lideriyle de görüştü. Sonuçları zaten krizde olan ekonomiyi uluslararası siyaset üzerinden etkileyebilir. Yakından izlemekte yarar var.


Haberi Paylaş: https://namehaber.com/?p=1682

, , , , , , , , , , , , , , ,
Siyaset