Hoşgeldin Ramazan

Ramazan; sadece aç kalmak değil, kalbi doyurmaktır. Paylaşmaktır. Hatırlamaktır. Arınmaktır.

On bir ayın sultanı Ramazan geldiğinde sofralarımız bereketlenir, gönüllerimiz yumuşar, ihtiyaç sahipleri daha çok hatırlanır. Çünkü oruç; insanın yalnızca midesini değil, nefsini de terbiye eder. Açlığın ne demek olduğunu yaşayarak öğrenen insan, yokluğun sessizliğini daha derinden hisseder. İşte bu yüzden Ramazan, paylaşmanın ayıdır.

Bu mübarek ayda üç önemli kavram daha çok gündeme gelir: zekât, fitre ve fidye.

Fidye; sağlık sebebiyle oruç tutamayanların, tutamadıkları her gün için ihtiyaç sahiplerine verdiği maddi bedeldir. Özellikle kronik hastalığı olanlar ya da yaşlılık sebebiyle oruç tutamayanlar için bir kolaylıktır. Aynı zamanda hac ibadeti sırasında yapılan bazı kusurların telafisi için de ödenir. Diyanet İşleri Başkanlığı bu yıl fidye bedelini 130 TL olarak açıklamıştır. Bu miktar, bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacını karşılayacak şekilde belirlenir. Bakmayın siz diyaneti belirlediği rakama. Bir günde kendi yemek ihtiyacınız için ne kadar para harcıyorsanız lütfen o kadar verin.

Fitre yani fıtır sadakası ise Ramazan ayı içinde verilen ve orucun şükrü olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan bir yardımdır. Maddi durumu yerinde olan her Müslüman, bir günlük yiyecek bedeli kadar fitre verir. Fitre; paylaşmanın, şükrün ve toplumsal dayanışmanın en güzel göstergelerinden biridir.

Zekât ise İslam’ın beş temel esasından biridir. Kelime anlamı olarak artma, arınma ve bereket demektir. Zenginlik ölçüsüne ulaşan bir Müslümanın, malının kırkta birini yani yüzde 2,5’ini ihtiyaç sahiplerine vermesidir. Zekâta tabi mallar; altın, gümüş, nakit para, ticari mallar ve birikimlerdir. Borçlar düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden hesaplanır.

Zenginlik ölçüsü ise;

80,18 gram altın veya bu değerde para ya da ticaret malı,

595 gram gümüş,

5 deve,

30 büyükbaş hayvan,

40 küçükbaş hayvandır.

Zekât vermek için özellikle Ramazan’ı beklemek şart değildir. Ancak Ramazan ayının manevi atmosferi, insanı hayra daha çok teşvik eder. Sevapların katlandığına inanılan bu ayda yapılan yardımlar, gönülleri de zenginleştirir.

Atalarımız ne güzel söylemiş: “Veren el, alan elden üstündür.” Çünkü gerçek zenginlik malda değil; paylaşabilen gönüldedir.

Ramazan; sadece sofralar kurduğumuz değil, kalpler kurduğumuz bir aydır.

Bir yetimin yüzünde tebessüm olmak, bir ihtiyaç sahibinin duasında yer almak, en büyük kazançtır.

Rabbim tuttuğumuz oruçları, verdiğimiz zekât ve sadakaları kabul eylesin. Ramazan’ı hakkıyla yaşayanlardan olmayı nasip etsin.

 

Dr. Ömür KAHRAMAN – NAME HABER