İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz: Doğru Bilgi Zamanında Kamuoyuna Ulaştırılmalı

İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz, yanlış veya eksik bilgilerin doğru açıklamalardan önce kamuoyuna ulaşmasının bilgi kirliliğini artırabileceğini belirterek, stratejik iletişimin yalnızca ortaya çıkan yanlış bir bilgiyi düzeltmekten ibaret olmadığını, doğru bilginin zamanında, açık, anlaşılır ve güvenilir bir şekilde kamuoyuna ulaştırılmasını kapsayan kapsamlı bir iletişim süreci olduğunu ifade etti.

Bilgi akışının geçmişe kıyasla çok daha hızlı gerçekleştiği iletişim ortamında, herhangi bir iddianın kısa süre içerisinde geniş kitlelere ulaşabildiğine dikkat çeken Selçuk Yavuz, bu nedenle kurumların ve kamuoyuna açıklama yapan kişilerin yalnızca ellerindeki bilginin doğruluğuna değil, söz konusu bilginin hangi zaman diliminde ve hangi yöntemle paylaşılacağına da önem vermesi gerektiğini belirtti.

Yanlış veya eksik bir bilginin kamuoyunda doğru açıklamadan önce yer edinmesinin daha sonra yapılacak açıklamaların etkisini azaltabileceğini kaydeden Selçuk Yavuz, ilk yayılan bilginin kamuoyundaki algıyı şekillendirebildiğini ve sonradan yapılan düzeltmelerin çoğu zaman yalnızca doğru bilgiyi aktarmakla sınırlı kalmayarak daha önce oluşmuş algıyı değiştirme sorumluluğunu da beraberinde getirdiğini söyledi.

Konuya ilişkin değerlendirmesinde Selçuk Yavuz, “Yanlış veya eksik bilgi çok hızlı yayılabilir; bu nedenle stratejik iletişim yalnızca doğru açıklama yapmak değil, doğru bilgiyi zamanında kamuoyuna ulaştırabilmektir. Kamuoyunun ihtiyaç duyduğu bilgi zamanında paylaşılmadığında ortaya çıkan boşluk farklı iddialar ve doğrulanmamış bilgiler tarafından doldurulabilir” ifadelerini kullandı.

İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz, özellikle gündemin hızlı değiştiği dönemlerde kurumların bilgi akışını yakından takip etmesinin ve ortaya çıkan iddiaları mümkün olan en kısa sürede doğrulamasının önem taşıdığını belirterek, kamuoyunun temel sorularına doğrudan yanıt veren açıklamaların gecikmeden yapılmasının hem bilgi kirliliğinin büyümesini engelleyebileceğini hem de güvenilir iletişim açısından önemli bir katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Selçuk Yavuz, stratejik iletişim çalışmalarının yalnızca kriz ortaya çıktıktan sonra yürütülen bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, olası kriz senaryolarının önceden değerlendirilmesi, hangi bilgilerin kamuoyuyla paylaşılacağının belirlenmesi ve iletişim süreçlerinde görev alacak ekiplerin hızlı hareket edebilecek şekilde hazırlıklı tutulmasının iletişim yönetiminin önemli unsurları arasında yer aldığını kaydetti.

Kamuoyunun bir konu hakkında ilk ulaştığı bilginin algı üzerinde güçlü bir etki oluşturabildiğini dile getiren Selçuk Yavuz, yanlış bilginin yayılmasının ardından yapılan düzeltmelerin her zaman ilk bilginin oluşturduğu etkiyi tamamen ortadan kaldırmayabileceğini, bu nedenle iletişim süreçlerinde önleyici yaklaşımın büyük önem taşıdığını söyledi.