Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde ifade ettiği, mesleki eğitimin yeniden bir “cazibe merkezi” haline getirilmesi vizyonu, sadece bir eğitim reformu değil; Türkiye’nin kalkınma hamlesinin en kritik yapı taşıdır. Demokrasinin sekteye uğratıldığı, vesayet odaklarının milletin evlatlarının önünü kestiği dönemlerde, mesleki eğitim ne yazık ki ideolojik saiklerle ikinci plana itilmiş, adeta bir “çıkmaz sokak” gibi gösterilmeye çalışılmıştı. Ancak bugün gelinen noktada, bu haksız algı yıkılmış ve mesleki eğitim, sanayi ve teknoloji dünyasının lokomotifi haline gelmiştir.
Akademisyenlik ve milletvekilliği dönemim boyunca her fırsatta vurguladığım bir gerçek vardır: Kalkınma, nitelikli insan gücü ve güçlü bir reel sektör iş birliğiyle mümkündür. Bir ülkenin mühendislik projeleri, ulaştırma ağları veya siber altyapısı ne kadar gelişmiş olursa olsun; o sistemleri yürütecek, sahada uygulayacak ve geliştirecek yetişmiş teknisyen ve tekniker kadronuz yoksa, sürdürülebilirlikten söz edemezsiniz.
İş Dünyası ile Eğitim Arasında “Hızlı ve Güvenli” Bir Köprü
Mesleki eğitim merkezleri ve meslek liselerimiz, bugün sadece diplomaların alındığı binalar değil, iş dünyasıyla organik bağların kurulduğu birer üretim üssüdür. Müfredatın güncellenmesi, atölyelerin modernizasyonu ve en önemlisi sanayi bölgelerinin içinde kurulan okullar, teorik bilgiyle pratik beceriyi aynı potada eritmektedir.
Geleceğin dünyasında “ne iş olsa yaparım” devri kapanmış, “işin uzmanıyım” devri başlamıştır. Yapay zekâ, robotik kodlama, sürdürülebilir enerji ve akıllı ulaşım sistemleri gibi alanlarda gençlerimizi bu yeni nesil mesleklere hazırlamak, küresel rekabette en büyük kozumuzdur. Bizim görevimiz, gençlerin potansiyelini sadece üniversite sıralarıyla sınırlamak değil, onlara yeteneklerine göre en kısa ve en verimli yolu açmaktır.
Stratejik Bir Sorumluluk: Üretim Odaklı Nesiller
Eğitim kurumlarımızın iş dünyasıyla irtibatının artması, istihdam sorununa kalıcı ve rasyonel bir çözüm sunmaktadır. Sanayicinin ihtiyaç duyduğu kalifiye personel ile gencin aradığı iş imkânı, mesleki eğitim şemsiyesi altında buluşmaktadır. Bu, bir taraftan işsizliği azaltırken diğer taraftan üretim kalitemizi ve ihracat kapasitemizi artırmaktadır.
Demokrasinin tam anlamıyla tesis edildiği, vesayet gölgelerinin kalktığı bir ortamda; katsayı zulmü gibi prangaların atılmasıyla mesleki eğitime dönen bu itibar, Türkiye Yüzyılı’nın vizyon belgesidir. Gençlerimizin elindeki çanta sadece kitap değil, geleceği inşa edecek birer enstrüman; zihinlerindeki bilgi ise milli teknoloji hamlemizin yakıtıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın da altını çizdiği üzere, mesleki eğitimi bir devlet politikası olarak merkeze almak, evlatlarımızı geleceğin dünyasında söz sahibi yapacaktır. Bilimle donanmış, mesleğiyle barışık ve üretme aşkıyla yanan bir nesil, Türkiye’nin en büyük servetidir. Bu köprüleri daha güçlü kurmak, eğitim ve iş dünyası arasındaki mesafeyi sıfıra indirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Gelecek, beceriyi bilgiyle taçlandıranların omuzlarında yükselecektir.
22. ve 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ PROF. DR. MUSTAFA ILICALI-NAME HABER

