PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR! BU SUUDİ YUKARIDA (ÜSTÜNDÜR)

PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR! BU SUUDİ YUKARIDA (ÜSTÜNDÜR)

Sıçrama kalkınma ve refah
Zafer için, ey sevgili ülkem
İnşalar vizyonunuzu destekliyor
Bu Suudi yukarıda (üstündür)

Arapların güvenliği, güvenliğimizdir
Kim barışımızı ihlal ederse
İğnelerimiz ile muhatap olur
Bu Suudi yukarıda (üstündür)

Bu şarkı sözleri Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığında Suudi prens Muhammed Bin Selman’ın şerefine verilen yemeğin fon müziğinde canlı olarak seslendirilerek saraydan dünyaya mesaj veriliyordu.
Elbette herkes misafirini kendine yakışan bir şekilde ağırlar.
Arabistan kendine yakışanı yapmış! En son sayın cumhurbaşkanı umre ziyaretine giderken, Suudi prense geçerken uğramış ve prens sıradan ABD diplomatlarını ağırlar gibi ağırlamış ve uğurlarken de Riyad vali yardımcısı ile cumhurbaşkanımızı uğurlamıştı.
Cumhurbaşkanıma bu tavrı gösteren prensi ve Arabistan’ı şiddetle kınıyorum!

Üstün olan Suudi Prens

Türkiye’de ABD başkanı, İngiltere kralı, Hristiyan aleminin ruhani lideri Vatikan başkanı Papa, Terörist İsrail Devleti pardon (iktidar duymasın) artık İsrail cumhurbaşkanı, Rusya başkanını ağırlandığı birinci sınıf devlet protokolü ile Prensi ağırladı.

Ancak prensin birkaç artısı daha vardı, şerefine verilen yemekte yukarıda yazılı methiyeler ile söylenen şarkı, karşılama ve uğurlamada bizzat cumhurbaşkanı ve tüm bakanların hazır kıta bulunmasıydı. Öyle ya “parayı veren düdüğü çalar” Arapların suyuna gittin mi önce kesenin ağzını açarlar sonrada bir verip on alır arkalarına bakmadan çıkar giderler. Tarihte hiç ders alınmamış bir dış politikamız var artık Allah sonumuzu hayır etsin.

Sanırım prens bile şaşkın olmakla birlikte bu durumun tadını çıkarıyordur.

Adam kendi ülkesinin dışında Türkiye’ye özel bir ekip yolluyor, şehrin göbeğinde ses kayıtlarının ve görüntülerin eşliğinde cinayet işletiyor, cesedi doğruyor ve asit ile eritip kanalizasyona atıyor. Hepsi bu fazla abartmaya gerek yok sanırım…

Biz sadece şu cümleleri kullanıyoruz, “katilsiniz kimse ahmak ve enayi değil”.
Dış politika bilmeyen Ak parti, MHP ve Doğu Perincek iktidarı bu durumun Suudiler, Avrupa ve ABD için sorun olacağına inanıyor.

Perincek’in kayığına binersen olacağı bu?
Oysaki sayın cumhurbaşkanın elindeki ses ve görüntü kayıtları en çok ABD’nin işine yaradı! Cinayet bizim ülkemizde işlenmesine rağmen faturayı ABD Suudi Arabistan’a kesiyor ve milyar dolarlık anlaşmalar ve hibeler alıp uluslararası arenada olayı kapatıyor.

Sonrada DIŞ MİHRAKLAR Türkiye’ye katil olarak yargılanan Suudi prensin dosyası Suudi Arabistan’a iade etmemizi istiyorlar (öyle ya onca söz söyleyen kendiliğinden bunu iade etmez herhalde) bizde onları kırmayarak “zararın neresinden dönsek kardır” mantığı ile “ne koparırsak kar” demenin adımlarını atıyoruz.
İşte Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politika anlayışı bu. Yanında da eşantiyon olarak prensin şerefine Türkiye cumhurbaşkanlığı sarayının koridorlarında “BU SUUDİ ÜSTÜNDÜR, ARAPLARIN GÜVENLİĞİ GÜVENLİĞİMİZDİR” türküsünü veriyoruz. Artık Arapların güvenliği bizden sorulur, boşuna mı Arapları vatandaş yapıyoruz.

Peki ne oldu da katilin ayağına sıradan biri gibi gidildi?
Ne oldu da ak parti Mhp iktidarı prensi ülkemizde birinci sınıf karşılayıp uğurladı, aynı masada methiyeler eşliğinde yemek yediler?

Kimse ahmak ve enayi değil

Sayın cumhurbaşkanımızın dediği gibi “Kimse ahmak ve enayi değil” millet zamanı geldiğinde mutlaka aklı ile alay edenlere ders verir.

Dış mihrakların Allah belasını versin her şey onların yüzünden.
Sahi kimdi bu dış mihraklar?

15 Temmuz darbe kalkışmasında iktidar önce Suudi Arabistan’ı, Birleşik Arap Emirlikleri’ni, sonrada ABD’yi ve İsrail’i suçlamıştı. Şaka gibi iktidar ülkemizde yapılan darbe kalkışmasında suçlu ilan ettiği failler ile darbeden sonra birlikte hareket ediyor.

Sahi ne oldu o meşhur RABİA işaretine!
Şehit Esma’nın şehit edilişine istinaden sembol haline gelen Rabia işareti sonrasında; Tek Bayrak, Tek Devlet, Tek Vatan, Tek Millet olu verdi!

Sonra ülkede her şey bir anda Tek oldu! Tek, Tek, Tek.

Tek adam rejimi

Alıştık artık bu çelişkilere öyle ya dindar ve muhafazakârların oyunu alan sayın Cumhurbaşkanı 2002 yılında “Eşcinsellerin de kendi hak ve özgürlükleri çerçevesinde yasal güvence altına alınması şart. Zaman zaman bazı televizyon ekranlarında onların da muhatap oldukları muameleleri insani bulmuyoruz” dedi ve süreç içerisinde onlara ait onlarca yeni dernekler açıldı ve projeleri desteklendi. AKP belediyelerinde sosyal etkinliklerde kendilerine yer verildi. TV’lerde sabah programları ile halkımızın değerleri ayaklar altına alınmaya devam ediliyor.

Ak parti genel başkanı ve Cumhurbaşkanı süreç içerisinde defalarca büyük Ortadoğu projesinin (BOP) eş başkanı olduğunu dile getirdi ve bu eş başkanlık sürecinde Diyarbakır’ın ne kadar önemli bir misyonu üstlendiğini söyledi. Büyük Ortadoğu projesi özelde büyük İsrail’in kurulmasını amaçlayan Siyonist bir plan olduğunu ona oy veren dindarlar çokça dile getirirler ve bilirler.

Parayı veren düdüğü çalar

Öyle ya gelsin dolarlar gitsin dolarlar
Her şey Türkiye için her şey vatan için.

Daha dün “dünyayı satın alabilecek güçte de olsa bir katile katil diyebilen kişinin adı ERDOĞAN’dı” diyenler G20 zirvesinde Arabistan’a esip gürleyen cumhurbaşkanının prensi karşılama görüntüsünü ve birlikte baş başa yemek yemelerini izlediler. Tabi hipnoz olmuş bir kesim için cevap hazır “ülke çıkarları için mecbur görüşecek”

İşin özeti; Türkiye’ye düşmanlık etmekle bir yere varamayacağını anlayan herkes bir bir kapımıza geliyorlar değil mi? Öyle ya bu coğrafyanın abisi Türkiye’ydi değil mi? Ve bu cümlelere inanan, İslamcı geçinen grup var artık hayırlı olsun.

Katili krallara layık ağırla, uğurla İslamcılıktan bahset alın size DAVA!

Körleri sağırları oynayan, İslamcılıktan dem vuran, dava diyen, düşünmeyen, sorgulamayan, biat eden, her türlü zulme ve haksızlığa alkış tutan bir topluluk oldu hayırlı olsun.

Bu utanç haline gelen dış politika ve tüm sorunlar Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun ayrılışı başladı.

Filistinliler İsrail’e toprak sattıkları için yıllarca acımasızca eleştiren muhafazakâr mahalledekiler, şimdilerde Araplara emlakçılık yaparak zenginleşmeye başladılar.
Sahi bizlerde Araplara toprak satmaya başladık değil mi?

Sayın Davutoğlu zamanında Kamplarda kalan1.5 milyon Suriyeli sayısı, 5 milyona çıkmış bunun yarısı Avrupa’ya iade edilmesi gereken anlaşma kaldırılmış, Suriyeliler şehirlerde başı boş yaşamaya başlamıştır. AB vize muafiyeti ise gündemden kaldırılmış, Türkiye Afgan Afrika İran’dan gelen mültecilerin en çok sığındığı ülke haline gelmiştir. Davutoğlu zamanında para ve gayrimenkul ile vatandaşlık verilmemiştir.

Suriye tek bir askerimiz Davutoğlu zamanında şehit olmazken sayın Davutoğlu’ndan sonra şehit sayımız resmi olarak bilinmemekle birlikte 500 yaklaştığı tahmin edilmektedir.

Birleşik Arap Emirlikleri’ni ve Suudi Arabistan 2016 darbe kalkışmasının Fetö terör örgütünün finansörü ilan ettiler, sonrasında bunlar hiç olmamış gibi terörü finans eden ülkeler ile iş birliği yaptılar.
Yaşasın krallar prensler!
Yaşasın Araplar!
Yaşasın ABD doları!
Yaşasın Siyonizm !

2016 Darbe kalkışmasına kadar her yıl her platformda İsrail terör devleti işgal devleti olarak ilan ettiler, tüm arenalarda bunu dile getirdiler şimdilerde İsrail birinci derecede Suudi Arabistan prensi gibi devlet protokolü ile ağlardılar. Son 5 yıldır İsrail ile yapılan iş birliği cumhuriyet tarihinin en yüksek oranına çıkmış durumdadır. İslami mahalle ise bu duruma suskun. Ak partinin 20 yıllık iktidarında Filistin’in kaybettiği topraklar ve haklar son 50 yılın çok daha üstünde oldu.

Dostum Putin dediler parasının bir kısmını ödediler S 400’ler ortada yok!
Dostum Tramp dediler parasının bir kısmını verdiler F 35’ler yalan oldu!
Çin ile stratejik iş birliği vizyonu dediler, Çin’in doğu Türkistan’a yaptığı insan hakları ihlallerini görmezden geldiler.
Oradaki Türkler için tek ses yok!
Merhaba Mhp!

Avrupa ülkeleri kimlikleri ile Türkiye’ye ziyaret ederken, Türklerin Avrupa’ya gidişinin hala vize şartına bağlı kalmasını Dış işleri bakanı yılın en büyük başarısı olarak anlatıyor.

ABD senatosu cumhurbaşkanımızın mal varlığı ve Rıza Zarrap olayları ile her gün meşgul. Ermeni yasa tasarısı ilk defa kabul edildi ve bunda dolayı nerdeyse bizler geç kabul edildiği için özür diler olduk.

Dün SİSİ teröristi bugün Sisi ile görüşmek için sıra girilmiş durumdayız ve Müslüman kardeşler topun ağzında.

Bu can bu bedende oldukça kimse PAPAZI alamaz dendi ertesi gün “Aptal olma” mektubu geldikten sonra papaz iade edildi. Alman gazeteci Deniz Yücel’i kimse bizden alamaz dendi hemen akabinde Almanya’ya iade edildi.

Türk Telekom’u dolandıranları vahdettin köşkünde ağırlayan bir iktidarımız oldu.
Arapların aldığı onlarca şirket batırıldı ve dolandırıldık kimseden ses yok!
Yazan çizen konuşan yok!
Bir dönem yakın çalışmış biri olarak bu yaşananlara inanmakta gerçekten zorluk çekmekteyiz.
2002-2014 yılındaki Erdoğan gitmiş başka bir Erdoğan gelmiştir.

Nerden NEREYE!
Ak parti yapmam dediği her şeyi yaptı!
O kadar da olmaz dediğimiz her şey oldu!

Ülkemiz yabancı yatırımcılar ve geçici sığınmacılar, göçmenler, mülteciler tarafından işgal edilmiş durumdadır ve bu durumdan sayın cumhurbaşkanı “dünyada en çok göçmen ağırlayan biziz” diyerek övündüğü bir konu olmuştur.

Artık ülkemizin kaynaklarının sahibi yabancılar, kiracısı ise bizler olduk.

İktidarın acilen İSTİFA etmesi ve meclisin hemen seçim kararı alması gerekir bu olmuyor ise muhalefetin SİNE-İ MİLLETE dönmesi gerekir.

Türkiye BİR TEK KİŞİDEN büyüktür.

Karanlık günlerden Aydınlık GELECEK günlere.


Haberi Paylaş: https://namehaber.com/?p=1869

, , , , ,
Genel