Sayın Erdoğan ve Bahçeli Aday Olmayacağına Göre Cumhurbaşkanı Kim Olacak?

Sayın Erdoğan ve Bahçeli Aday Olmayacağına Göre Cumhurbaşkanı Kim Olacak?

Seçimler 2023 Haziran ayında olmasına rağmen, Ak Parti ve MHP’nin kadrolu kalemşörleri TV’lerde hep aynı yüzlerin gündeminde aynı soru; 6’lı masada yer alan muhalefetin ortak adayının kim olduğu?

İktidar, muhalefet adayını merak ediyorsa gideceğini anladığı anlamına geliyordur.

Aksi durumda muhalefetin adayının kim olduğunun güçlü bir iktidar için ne önemi var!

Gideceğini anlayan iktidar, kendisini iktidara taşıyan tüm seçim yollarını kapatmak ile meşgul! Ak parti 2001 yılında TBMM’de grup kurarak kendisini iktidara taşıyan bu yolu, yeni seçim yasası ile kaldırmaya çalışıyor. Korkusu var ki kendisinden birçok milletvekilinin kopmasını bu yolla engellemeye çalışıyor. Oysaki kendisini iktidara taşıyan ve mecliste grup kurmasını sağlayan, Fazilet partisinden seçilmiş milletvekillerinin Ak partiye geçmesi olmuştur. Varlığını borçlu olduğu sisteme vefasızlık yapıyorlar. Fakat neyse ki alışkın oldukları bir yaklaşım…

Korkunun ecele faydası yok, geldikleri gibi gidecekler!

Bir diğer korku da 6 muhalefet partisinin bir araya gelmesi. Öyle ya Cumhurbaşkanı adaylığında altı parti tek bir kişiyi aday gösterirlerse en az %60 bir oy almış olacağı, kendi yaptıkları masa altı anketlerde de gözlemleniyor.

Halka gitmek yerine, masabaşı mühendislik oyunları ile maçın son dakikasında 30 partinin seçime gideceği bir yarışta Ak parti ve MHP, oyunun kurallarını değiştirme çabasındalar.

İki parti ne derse kural o!

Maksatları milletvekillerinin iradelerine ipotek koymak, il ve ilçe seçim hakimlerini belirlemek, ittifakı engellemek, az oyları yok sayıp çok oy alanların hesabına yazdırmak. Hâlâ kendisinin birinci parti çıkacağına inanıyor.
Etrafta ‘’KRALIM ÇOK YAŞA’’ diyenler oldukça, sonuç da bu olur elbet.
Öyle ya her bir birey koyun ve de herkes onlara kul köle mahkûm. Hiç de öyle değil! Biraz tarih okusalar görecekler. Aman aman okumasınlar da görmesinler.

6 parti bu aşamada parlamenter sistem ile ilgili bir araya gelmiş olsalar da devamında ekonomi ve adalet ile ilgili ortak çalışmalar yapacaklardır. Şu anki çalışmaları seçim ittifakı değildir. Hem neden olsun ki? İktidar bas bas bağırıyor seçimler 2023’te olacak diye. Ne de olsa mühür onlarda ve istediklerini yapıyorlar.

Karar, tek adamın ağzından çıkacak lafa bakıyor. Meclis vs. hepsi hikâye, 600 milletvekilinin ne düşündüğünün bir önemi yok. Ak Parti ve MHP’li vekillerin yerine Genel başkanları düşünüyorlar!

Altı muhalefet partisi tek aday çıkartmaya kararlı, bunu da sonuçlandıracaklar. Bununla ilgili kendilerinin böyle bir gündemi henüz yok zaten sırası da değil, muhalefet gündemi belirlemek ile meşgul, iktidar da muhalefeti takip etmek ile.
Seçim takvimi oluştuğunda altı lider bir araya gelir ve partilerin tabanları ile birlikte ortak bir karar verirler. Cumhurbaşkanlığı için 6 parti tek aday çıkartırken, meclis seçimleri için ayrı ittifaklar da gündeme alınabilir. Bu seçim yasasının netleşmesi sürecine ve siyasi konjonktüre göre değişecektir. Ülkenin menfaatini, kendi menfaatinin önünde gören bir muhalefet var. Artık bunu sağlayan iktidara elbette teşekkür ederiz.

Ben sadece her akşam sağlık, savaş, ekonomi, siyaset, dış politika, tarım, sanat, uzay, bilim konularında toplasanız 10 aynı simanın milletin aklı ile alay edercesine, muhalefeti çekiştirerek, muhalefete yer vermeden ahkâm kesen düşük çenelere cevap olsun diye düşüncelerimi paylaşıyorum.

Kim cumhurbaşkanı olmalı?

Altı parti bir adayda günü geldiğinde uzlaşacak.
Bir partinin hayır dediği hiç kimse Cumhurbaşkanı adayı olmayacak.
Önce nasıl bir sürecin olacağını ortaya koymak gerekir.

20 yıllık Ak parti iktidarı, özellikle 2016 yılından sonra kendi vesayetçi yapısını kurmuştur. Bu yüzden onlarca kurum, AK Partinin, MHP’nin ve Vatan Partisi yani Doğu Perinçek’in vesayeti altındadır.
Yeni seçim yasası ile de öncesinde kendi partilerinde il, ilçe başkanın ve yönetici olan avukatlar, hâkim, savcı olarak atanmış ve avukatlık görev süreleri hakimlik sürelerine eklenerek kendilerinden olan birinci derece hakimlerin sayısını arttırmışlardır. Bravo! Kimin aklına gelmişti bu? Bu yol ile ilçe seçim kurulu başkanlıkları ele geçirilmiş ve ilk seçimlerde bunlar üzerinden planlar yapılmaktadır.

İstanbul seçimlerine bakılırsa, ne dediğim yasa çıktıktan sonra daha iyi anlaşılacaktır. 20 yıldır iktidar olan AK Parti İstanbul seçimlerinde “hile yaptılar” diye muhalefeti suçlamış ve bu hilenin kimler tarafından yapıldığını ortaya koyamamış, soruşturmalar hep boşa çıkmıştır. Sahi polisi ve askeri adaleti kontrol eden iktidar kimin hile yaptığını nasıl bulamadı? Peki yasa çıktıktan sonra ne olacak? İktidar bıçak sırtı bir seçim ile İstanbul seçimlerine benzer mızıkçılık yapacaktır, dolaysı ile seçimlerdeki fark hatırı sayılır bir fark olmalıdır en az %5 ve üstü gibi.

Seçilecek Cumhurbaşkanı 20 yıllık ak parti ve MHP’nin oluşturduğu vesayetçi yapıların kendisine karşı koymasını engelleyecek bertaraf edebilecek bir aktör olmalıdır.
Devlet deneyimi olmalı, devlet adamı olmalıdır.
Devlet Bürokrasisini iyi bilmelidir.
Dış politikayı, uluslararası ilişikleri bilen olmalı ekonomiye hâkim biri olmalıdır.
20 yıllık iktidarın oy verdiği bir kitlenin en yakın şekilde oy vereceği bir figür olmalıdır.
Muhafazakâr dindar ve inançlı korkularını rahatlıkla gideren bir geçmişi olan biri olmalıdır.

Seçimin sonucunu öncesinde ak partiye oy veren kitle belirleyecektir. Ak parti tabanından oy almayan bir lider cumhurbaşkanı seçilmesi riskli olacaktır. CHP, iyi parti ve Hdp tabanı için sayın Erdoğan’ın karşısında kim olursa olsun oy verirken, ak parti , MHP ve demokrat taban ise kendi değerlerine yakın biri olmadığında sayın Erdoğan’dan asla vaz geçmeyecektir.

Çokça zikredildiği için söylüyorum, belediye başkanlarının cumhurbaşkanı olarak gündeme dahi gelmeleri etik ve doğru değildir. Seçimlerin zamanında yani 2023 yılında olması durumunda belediye seçimlerinin olmasına bir yıl gibi bir süre varken belediyeleri ak partiye teslim etmek onlara oy verenlerin iradesine hakaret olacaktır. Millet o ilin belediye başkanını seçmiş ve 5 yıllık bir süre vermiştir. Kaldı ki belediye başkanlarının başarıları henüz yeni bir seçim ile test edilmiş olmadığı gibi devlet yönetimini belediye yönetimine indirgemek doğru bir yaklaşım olmayacağı gibi iktidarın görmek istediği aday portresi olduğu açıktır.

Belediye başkanlarını altı siyasi parti belirlememiştir, kimin cumhurbaşkanı olacağına altı siyasi parti üyeleri ile birlikte karar verecektir. Altı siyasi parti lideri; hizmet etmek ile görevli seçilmiş bir belediye başkanını cumhurbaşkanı yapmak için bir araya gelmemektedir.

Ayrıca belediye başkanlarının Türkiye’nin temel sorunları ile ilgili (Kürt meselesi, ekonomi, adalet, dış politika vs.) nasıl siyasi bir duruş sergileyecekleri belirgin değildir ve bu beklenti onların tekeline terk edilir bir risk teşkil etmemelidir. Her siyasi partinin liderinin geçmişte bu temel konulara ilişkin siyasi söylemleri ve duruşları net bir şekilde ortadadır. Kaldı ki seçilen parlamenter sisteme geçmek kaydı ile süreci yönetmek için cumhurbaşkanı olmaktadır ve bu süreçte en çok muhatap olacakları süreci yönetecek olan 6 siyasi partidir. Bu sürecin görüşmelerinde şu an dışında kalan birinin meşruiyet açısından esası ilgilendiren sorunlar ile muhatap olması doğru değildir.

Süreci yönetenler sürecin içinde olmalıdırlar.

Süreci yönetenler görev almaları durumumda altı siyasi partiye karşı sorumlu oldukları gibi kendi parti kurullarına ve seçmen tabanına kamuoyuna karşı sorumlu olacaklardır. Belediye başkanlarının veya dışardan birinin Cumhurbaşkanı adayı olması ‘’ATAMA’’ ile geldiklerinin bir kanıtı olacaktır.

Sayın Erdoğan’a ve Bahçeliye kalırsa asla siyasi parti liderlerinden birini istemezler! Onlara daha deneyimsiz isimler lazım. Geçmiş seçim buna iyi bir örnektir. Sayın Erdoğan Liderler ile ilgili elindeki her türlü siyasi argümanı kullandı ve kamuoyu da bunlar ile yüzleşti artık elinde bir malzeme yoktur. Ancak yeni siyasi figürler ile ilgili yeni iddialar ortaya çıkacak ve bunların kamuoyunda ne denli bir tepkiye neden olacağı risk teşkil edecektir. Bu da tam da iktidarın istediği bir adım olacaktır.

Dışardan birinin de atanması aynı gerekçeler ile doğru değildir. Gelen kim olursa olsun tek adam rejimin gücüne ve otoritesine sahip olacaktır. Bilinmeyen ve siyasi aktör olmayan birinin bu süreci yönetmesi başkaca temel sorunlara yol açacaktır.

İşte bu gerekçeler ile, Cumhurbaşkanı adayı altı siyasi parti liderlerinden biri olmalıdır.

Süreci başlatan bu siyasi partilerin liderleridir ve parti tabanlarına ve seçmenlerine karşı bir sorumlulukları vardır. İşin baş aktörleridirler. Her siyasi parti elbette kendi liderini aday gösterilmesini isteyebilir. Bu süreç stratejik adımların atılması gereken bir süreçtir.

Muhalefet ve seçmen tabanları için asıl olan parlamenter sisteme geçişin sağlanmasıdır. Süreci kimin daha profesyonel bir şekilde yöneteceğine siyasi parti liderleri istişareler yaparak karar verecektir. Bu süreçte TBMM’de milletvekili sayısı 400 veya 360 olmalıdır. Aksi durumda gelecek olan kişi 5 yıl boyunca bu süreci yönetecektir. Tabii şu anki iktidar muhalefet olunca o da parlamenter sisteme geçmeye destek olmaz ise.

Sonuçta muhalefetin altı parti olarak seçeceği adaydan ziyade ortak iradesi zaten iktidar olmaya yetecektir. Peki İktidarın adayı kim? Altı siyasi parti tek aday çıkardığında kaybetmeyi göze almayanlar aday dahi olmayacaklardır. İşte o yüzden altı siyasi partinin bir araya gelişini engellemeye yönelik adımlar atılıyor.

Sakın kader deme,
Kaderin üstünde bir kader vardır.
Ne yapsalar boş,
Göklerden gelen bir karar vardır.
Gün batsa ne olur,
Geceyi onaran bir mimar vardır.
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır .
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır…

Aydınlık bir GELECEK dileklerimle.
26 Mart 2022

Cuma İçten – NAME HABER


Haberi Paylaş: https://namehaber.com/?p=797

Genel