Siyasette başarı çoğu zaman sandıkla ölçülür. Doğrudur; fakat eksiktir. Bazı liderler seçim kazanır, bazılarıysa siyasetin yönünü değiştirir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı farklı kılan, ikisini birden başarmasıdır.
Cumhurbaşkanımızın siyasi gücü, milleti doğru okumasından gelir. Hangi meselenin toplumda karşılık bulduğunu, ne zaman sabır göstermek, ne zaman kararlı bir adım atmak gerektiğini iyi bilir. Sokağın, çarşı-pazarın sesini teşkilatın gücüyle, teşkilatın gücünü devlet yönetimiyle buluşturmuştur. Değişen şartlara uyum sağlarken milletle kurduğu bağı ve temel istikametini korumuştur.
Bu kabiliyetin en açık görüldüğü alanların başında yerel yönetimler gelir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda karşısında susuzluk, çöp, hava kirliliği ve altyapı sorunlarıyla boğuşan bir şehir vardı. Kısa sürede ortaya koyduğu yönetim, belediyeciliğin yalnızca şehir yönetmek değil, milletin hem gönlünü hem de güvenini kazanmak olduğunu gösterdi.
AK Parti’mizin belediyecilik anlayışı da bu tecrübe üzerine yükseldi. Yol, altyapı, park ve sosyal tesis hizmetin görünen tarafıdır. Asıl mesele vatandaşın sesini duymak, sorunu yerinde görmek ve verilen sözü tutmaktır. İstanbul’da kurulan bu güven, zamanla Türkiye’nin dört bir yanına yayılan güçlü bir siyasi bağa dönüştü.
Farklı siyasi partilerden seçildikten sonra AK Parti’mizin çatısı altında hizmet etmeyi tercih eden belediye başkanları ve meclis üyeleri, bu anlayışın hâlâ güçlü bir karşılığı bulunduğunu gösteriyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcımız ve Yerel Yönetimler Başkanımız Sayın Mustafa Demir’in yürüttüğü çalışmalar da belediyeler arasındaki koordinasyona ve yerel yönetim tecrübesinin güçlenmesine önemli katkılar sunuyor.
Çünkü millet siyaseti büyük sözlerle değil, günlük hayatındaki sonuçlarla tartar. Kimin çalıştığını, kimin sorun çözdüğünü ve kimin eser ortaya koyduğunu görür.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi dehası, zamanlamasında da kendisini gösterir. Ne zaman bekleyeceğini, ne zaman risk alacağını ve ne zaman yeni bir yol açacağını iyi bilir. Önüne çıkan engelleri son söz kabul etmemiş, her zorluğun içinden daha güçlü çıkmayı başarmıştır.
Sezai Karakoç’un;
“Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır.
Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır.”
dizeleri, kaderi edilgen bir bekleyiş sanmayan; gayreti, iradeyi, sabrı ve tevekkülü birlikte taşıyan bir mücadeleyi anlatır. Çünkü, kader gayrete aşıktır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hayatında da bu tavır vardır: Milletine güvenmek, samimiyetle gayret etmek, Rabbine dayanmak ve şartlar ne olursa olsun yolundan ayrılmamak.
Bu nedenlerle; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türk siyasi tarihinin en büyük siyasi dehasıdır. Çünkü ardında yalnızca seçim zaferleri değil; bir siyaset ekolü, güçlü bir teşkilat kültürü ve AK Parti’mizle Türkiye’nin dört bir yanına yayılan bir belediyecilik modeli vardır.
Makam geçer, gündem değişir, söz unutulur; milletin hayatına ve gönlüne dokunan eserler, kubbede hep hoş bir sada bırakır.
AK PARTİ MKYK Üyesi, Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı
Av. TEMEL BAŞALAN – NAME HABER

