Adaletin Sessiz Terazisi

Bazı dönemler vardır ki insanı durdurmaz; ama yönünü sorgulatır. Hayat aynı akışında devam ederken, insanın iç dünyasında görünmez bir denge arayışı başlar. Üç aylar, işte bu arayışın adıdır. Ne yüksek sesle çağırır ne de iddialı vaatlerde bulunur; fakat insanın vicdanına dokunacak kadar derin bir iz bırakır.

Bu mübarek zaman dilimi, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin yeniden tanımlandığı bir eşiktir. Günlük alışkanlıklar, yerleşmiş davranışlar ve otomatik kararlar bu dönemde sessizce sorgulanır. İnsan, neyi neden yaptığına daha fazla dikkat eder. Çünkü üç aylar, davranışların arkasındaki niyeti görünür kılar

Üç aylar, yalnızca bireysel bir içe dönüş değil; aynı zamanda sorumluluk bilincinin de yeniden hatırlandığı bir zamandır. İnsan, aldığı kararların başkalarının hayatına nasıl dokunduğunu daha açık görmeye başlar. Bu fark ediş, yargılamayı değil; ölçüyü ve dengeyi öne çıkarır.

Dünyada her şey ölçülür; zaman, emek, kazanç, güç… Ancak bazı değerler vardır ki yalnızca tartıyla değil, vicdanla tartılır. Üç aylar, insanın kendi terazisini eline aldığı böyle bir zaman dilimidir. Gürültüsüzdür, gösterişsizdir; ama şaşmaz.

Bu mübarek dönem, takvimde işaretlenen bir başlangıçtan ibaret değildir. İnsan aklının, kalbinin ve davranışlarının aynı hizaya gelmesi için verilen evrensel bir moladır. Çünkü adalet, sadece kurallarla değil; niyetle, dengeyle ve iç disiplinle ayakta kalır.

Üç aylar, insana önce kendisiyle adil olmayı öğretir. Hataları inkâr etmeden kabul etmeyi, eksikleri gizlemeden görmeyi… Kendine dürüst olmayan bir insanın, başkalarına adil olması mümkün değildir. Bu aylar, insanı tam da bu gerçeğin eşiğine getirir

Hayatın hızlandığı çağımızda, kararlar çoğu zaman aceleyle alınır; yargılar çabuk verilir. Oysa üç aylar, aceleyi yavaşlığa, kesin hükümleri derin düşünceye davet eder. Dinlemeyi, anlamayı ve tarafları gerçekten görmeyi öğretir. Çünkü adalet, çoğu zaman söylenenden çok söylenmeyeni duymayı gerektirir.

Toplumlar da bireyler gibidir. Vicdanları diri kaldıkça ayakta dururlar. Üç aylar, toplumsal hafızayı tazeler; hak, sorumluluk ve emanet kavramlarını yeniden hatırlatır. Güçlü olanın ölçülü, haklı olanın ise sabırlı olması gerektiğini fısıldar.

İşte bu yüzden üç aylar, insanın yalnızca neye sahip olduğunu değil, neye layık olmak istediğini de sorguladığı bir zaman dilimidir. Gücün sınırı, yetkinin anlamı ve sorumluluğun ağırlığı bu dönemde daha berrak görünür. İnsan, hakkını ararken başkasının hakkını incitip incitmediğini düşünmeye başlar

Bu aylar, kesinlikten çok hakkaniyeti, sonuçtan çok süreci önemseyen bir bakış kazandırır. Her meselenin tek bir doğruyla değil, adil bir dengeyle çözülebileceğini hatırlatır. Çünkü gerçek adalet, sadece karar anında değil; kararın oluştuğu bütün yol boyunca var olmalıdır.

Belki de üç ayların en büyük hediyesi budur: İnsana, dünyayı değiştirmeden önce kendini ölçme imkânı vermesi. Ve insan, bu ölçüyü doğru yaptığında; hem kendisiyle hem çevresiyle daha sağlam bir denge kurar.

 

Uluslararası Tahkim Hâkimi

HASAN TÜRKSEL – NAME HABER